Başbakan Davutoğlu: “Yüreğimiz dünya bütçelerinden büyüktür”

622

Başbakan Ahmet Davutoğlu, grup toplantısında yaptığı konuşmada, son grup toplantısından bu yana yaptığı temaslarla ilgili bilgi verdi.

AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Ahmet Davutoğlu, “Türkiye, Suriye’de iç karışıklıkların başladığı Mart 2011’den itibaren dil, din, ırk ayrımı gözetmeden tüm mağdurlara, mazlumlara kapısını, gönlünü, sofrasını, yüreğini açmıştır. Bu gönül zenginliği dolayısıyla milletimizle gurur duyuyoruz” dedi.

Londra’da yapılan Suriye toplantısında, “Ben milletimle gurur duyuyorum. Çünkü öyle bir millet ki bu, 2,5 milyon kardeşini 5 senedir ağırlıyor ama milletin içinden Suriye, Arap, mülteci, göçmen karşıtı bir tavır söz konusu olmadı. Kilis’te Suriyeli kardeşlerimizin sayısı orada yaşayan Kilisli vatandaşların sayısını geçti ama Kilisli bağrını açtı. Bütün vilayetlerimiz bunu yaptı. Biz bunu yapıyoruz, çünkü bizim yüreğimiz dünyanın bütün bütçelerinden daha büyüktür” dediğini aktaran Davutoğlu, uluslararası toplumun bu konuya yeterince duyarlı yaklaşmadığının hala bir gerçek olduğunu söyledi.

Türkiye olarak Suriye halkının yaşadığı acıları her zeminde dile getirerek bu duyarlılığı artırmaya çalıştıklarını belirten Davutoğlu, “Gözler kör olmuşsa gönülleri açmaya çalışıyoruz. Gönüller, yürekler daralmışsa onlar adına biz yüreklerimizi genişletmeye çalışıyoruz” dedi.

Baştan beri zulme uğrayan Suriyelilerin yanında olduklarını dile getiren Davutoğlu, bugün de bu tavrın değişmediğini ve değişmeyeceğini kaydetti. Davutoğlu, “Türkiye, Suriye’de iç karışıklıkların başladığı Mart 2011’den itibaren dil, din, ırk ayrımı gözetmeden tüm mağdurlara, mazlumlara kapısını, gönlünü, sofrasını, yüreğini açmıştır. Bu gönül zenginliği dolayısıyla milletimizle gurur duyuyoruz. Bütün dünyayı ilgilendiren böyle bir meselede uluslararası toplum konuyu birçok yönleriyle görmezden gelirken biz ısrarla onların vicdanına hitap etmeye devam ettik” diye konuştu.

HALEP’İN ACISINI YÜREĞİMİZDE HİSSEDİYORUZ

“Maalesef yanı başımızda yaşanan acılar gün geçtikçe büyüyor” ifadesini kullanan Davutoğlu, insanların can vermeye, şehirlerin yıkılmaya, kitlelerin evlerinden olmaya devam ettiğini söyledi.

Esed rejimi ve Rusya’nın mazlum ve masum insanların ocağını başlarına yıkmak için her gün bombalar yağdırdığını belirten Davutoğlu, Türkiye sınırında on binlerce insanın bin bir zorlukla hayata tutunduğunu belirtti. Davutoğlu, şunları ifade etti:

“Ne yiğit bir halktır Suriye halkı. Dün sayın Merkel ile görüşürken, Suriye muhalefetinin gücü üzerinden yapılan spekülasyonları ele aldık ve kendine şunları ifade ettim: Bir halk düşünün ki kendilerine zulümle, baskıyla gelen düzenli bir orduya karşı 5 yıl direndi. Bu zalim rejim güçleri varil bombalarıyla, kitle imha silahlarıyla halkın üzerine geldi, halk teslim olmadı. Arkasından Hizbullah milisleri geldi. İran’ın gayrinizami harp güçleri devreye girdi. Rivayetlere ve değişik bilgilere göre çok sayıda İranlı generalin öldüğü savaşlar yaşandı. Arkasından Rusya bütün gücüyle yüklendi. Düşünün, bir halk, Halep; İran, Rusya, Suriye güçlerinin yoğun baskısı altında hala direnişini sürdürüyor. İkinci dünya savaşından bu yana insanlık bu kadar zulüm ve acıya şahit olmadı. Son gülerde Halep ağır saldırılara maruz kalırken biz Halep’in acısını yüreğimizde hissediyoruz.

Bu Cuma inşallah kurtuluş gününü kutlayacak olan Kahramanmaraş’a gideceğim. 1921 yılı şartlarında 4 şehir yabancı istilasına direniyordu. Maraş, Antep, Urfa ve Halep. Üç şehir istiklalini kazanabildi ve bugün Türkiye içinde özgür, gelişmiş, barış ortamında varlığını sürdürüyor. Onların kardeşi olan Halep ise yanıyor. Yüzyıllardır kalbimizin, medeniyetimizin parçası olan Halep yanıyor ve dünya seyrediyor. Maraş ayağa kalktığında, Antep şahlandığında, Urfa bayrağına, istiklaline sahip çıktığında Halepliler onlar için dua ediyordu. Şimdi de biz tarihi borcumuzu ödeyerek direnen, şanlı, kahraman, gazi Halep’e, Gaziantep, Kahramanmaraş, Şanlıurfa adına sahip çıkacağız. Orada bugün Rus uçaklarının bombaları altında Rabbine ve tarihine sığınarak bekleyen Halepliler hiç mahzun olmasınlar. Türkiye bir  bütün olarak arkalarındadır. Nasıl onlar Kahramanmaraş’ın yanındaydılar, Gaziantep direnişine destek verdiler, Şanlıurfa’nın şanlı yürüyüşüne dualarıyla, yürekleriyle katıldılar, bizim için de artık Halep bütün bu ünvanlarla anılacaktır. Gazi, kahraman, şanlı Halep’tir. TBMM’den şanlı, kahraman, gazi Halep’e buradan selam ediyoruz. Gün gelecek bu zulüm bitecek.

Dünya mirasının, İslam kültür birikiminin bir önemli şehri daha vandalca, barbarca saldırılarla karşı kaşıya. Bir tarafta Cenevre’de taraflar barış için toplanırken diğer taraftan Rus savaş uçakları Halep, Azez ve civar bölgeyi çok yoğun bombardımana tutuyor. Oradaki sivil kamplar dahil olmak üzere çok sayıda sivil zayiata sebebiyet veren askeri operasyonlar yapılıyor. Çoğu İran ve Lübnan’dan gelen yabancı savaşçılar desteğindeki rejim güçleri, Halep-Türkiye koridorunu kesiyor, insani yardımları engelliyor.”

Başbakan Davutoğlu, Suriye’de adil ve kalıcı barışın gerçekleşmesi için fazla zaman kalmadığını belirterek, “Çözüm için bölgede bulunduğunu söyleyenler, maalesef bugüne kadar çözümü sağlamak yerine, meselenin daha da düğümlenmesine sebep oldular. Rusya, terörle hiç ilgisi olmayan sivil hedefleri acımasızca bombalamaya devem ediyor. Tek tek elimizde Rusya’nın attığı her bombanın nereye düştüğünün bilgisi var” dedi.

Davutoğlu, partisinin TBMM Grup Toplantısı’nda yaptığı konuşmada, Halep ve civarında yaşayan milyonlarca Suriyeli için büyük ve yeni bir insani trajedinin eşiğinde olunduğunu söyledi.

Türkiye’nin “mazlum milletlerin son kalesi” olduğunu ifade eden Davutoğlu, “Şimdi muhalefet partileri de dahil herkes elini vicdanına koysun. Bayırbucak Türkmenleri sığınacak bir diyar aradığında arkalarında Türkiye’yi buldular, yönlerini Türkiye’ye döndüler. Haseke, Kobani Kürtleri DEAŞ zulmü karşısında sığınacak bir yer aradıklarında yönlerini Türkiye’ye döndüler. 197 bin Kürt kardeşimiz üç gün içinde Türkiye’ye girdi. Şimdi Halepliler, İdlib Arapları yine sığınacak bir yer aradıklarına Hatay’a doğu yürüdüler” diye konuştu.

Azez ile Türkiye arasındaki kampta yaşayan 70 bin kişinin sadece Türkiye Cumhuriyeti’ne, devleti idare eden hükümete ve AK Parti kadrolarına güvendiğini vurgulayan Davutoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Eğer Türkiye müşfik bir el, herkese açık bir gönül ve kudretli bir ülke olarak bu kardeşlerimizin yanıbaşında olmasaydı bu kardeşlerimiz nereye gideceklerdi? Eğer Türkiye krize girseydi, koalisyonlar ya da başka bir takım güç kullanamayan yapılar elinde olsaydı, acaba bu kardeşlerimiz nereye gideceklerdi? Buradan bir kez daha herkesin duymasını isteyerek ve bilerek, Ankara’dan, istiklalimizin başkentinden, Kahramanmaraş’ın kurtuluş yıl dönümünde bütün müstevli güçlere haykırarak ifade diyorum; hangi mazlum millet varsa ki müstevlilerin baskısı altındadır, biz onun yanındayız. Hangi halk varsa ki ‘Rabbim, bize katından bir yardımcı gönder’ diye dua etmektedir, biz Rabbimiz adına, O’nun rızası için o halkın yanındayız. Hangi halk var ki tarih adına dönüp ‘kardeşlerim nerede’ diye sormuşsa, kardeşleri olarak Türkmen, Arap, Kürt ayrımı yapmaksızın, biz, onların yanındayız.”

Askeri harekatın bu yoğunlukla devam etmesi halinde, 70 bin Suriyeli göçmenin Türkiye sınırlarına yönelme ihtimalinin bulunduğunu dile getiren Davutoğlu, Türkiye’nin zorda olan, canını kurtarmaya çalışan kimseye kapısını kapatmadığını, kapatmayacağını söyledi.

RUSYA’NIN SORTİLERİNİN YÜZDE 10’U DEAŞ’A

Uluslararası toplumun, ABD ve Rus yönetimlerinin samimi davranması, gerçeklerle yüzleşmesi gerektiğinin altını çizen Davutoğlu, şunları kaydetti:

“Suriye’de adil ve kalıcı bir barışın, bir çözümün gerçekleşmesi için artık çok fazla vaktimiz yok. Çözüm için bölgede bulunduğunu söyleyenler, maalesef bugüne kadar çözümü sağlamak yerine, meselenin daha da düğümlenmesine sebep oldular. Rusya, terörle hiç ilgisi olmayan sivil hedefleri acımasızca bombalamaya devam ediyor. Tek tek elimizde Rusya’nın attığı her bombanın nereye düştüğünün bilgisi var. 6 bini aşkın sortinin yüzde 90’ı sivillere ve ılımlı muhalefete atıldı, sadece yüzde 10’u DEAŞ’a. Her bir bombanın düştüğü yerin bilgisi elimizde ve bunu ABD de Birleşmiş Milletler de bütün uluslararası toplum da biliyor. Artık bu gidişe bir ‘dur’ demenin vakti gelmiştir. İnsanlığın vicdanının harekete geçmesini bekliyoruz ama maalesef harekete geçemiyor. Uluslararası toplumun kalbi durmuş, yüreği donmuş, vicdanı kurumuş. Tarih bugün bu zulme sesini çıkarmayanları, çıkaramayanları da zulmün ortağı olmaları anlamında da kara lekeyle kaydına geçirecektir. Bu mazlum coğrafyanın yangınını seyredenler insanlık önünde mahçup olacaklar, Suriye’yi, o canım Halep’i, Bayırbucak’ı kan gölüne çeviren zalimler hiç merak etmeyin, bu yaptıklarının hesabını birgün mutlaka vereceklerdir.”

Soğuk savaş günlerinde, muazzam bir güç olarak Afganistan’a giren Sovyet güçlerinin nasıl zelil bir şekilde burayı terk ettiğini kimsenin unutmaması gerektiğini vurgulayan Davutoğlu, bugün Suriye’ye girenlerin de zelil bir şekilde burayı terk edeceğini, Halep’e bomba atanların tarih önünde hesap vereceğini ve mutlaka Suriye halkı nezdinde mahkum olacağını söyledi.

TÜRKİYE İNSANLIĞIN SESİ, VİCDANI OLDU

Başbakan Davutoğlu, Akdeniz’de ölü bedenleri sahillere vuran mazlum ve masum Suriyeli çocukların ahının bütün dünyada, Amerika’da, Avrupa’da, Asya’da, Ortadoğu’da herkesin yakasına yapışacağını ifade etti.

Baştan beri zulmün, zalimin yanında olmayan Türkiye’nin, bu yapılanlara sessiz kalmadığını belirten Davutoğlu, mazlumların sığınağı olan Türkiye’nin, bütün zorluklara rağmen Suriyeli insanların hayat hakkına sahip çıkarak, insanlığın vicdanı, sesi olduğunu dile getirdi.

“Bizler, insanlık görevimizi yapıyoruz. Bizler, tarihi görevimizi yapıyoruz. Bizler, Rabbimizin bize verdiği ‘mazlumlara, yetimlere sahip çık’ emrinin gereğini yapıyoruz” diyen Davutoğlu, insanlık görevinden daha ulvi bir görevi bilmediklerini kaydetti.

ALMANYA’YA TEŞEKKÜR

Londra’da görüştüğü Almanya Başbakanı Merkel’in dün Türkiye’ye geldiğini anımsatan Davutoğlu, görüşmede Türkiye-Almanya ilişkilerinin yanı sıra Suriye ve mülteci sorununu ele aldılarını anlattı.

Avrupa’da mülteci sorunu nedeniyle üzerinde en fazla baskı hisseden iki ülkenin Türkiye ve Almanya olduğuna işaret eden Davutoğlu, 10 önemli başlıkta Almanya ile hareket etme noktasında mutabakata vardıklarını söyledi. Almanya’ya duyarlılığı, Merkel’e ise liderliği için teşekkür eden Davutoğlu, mültecilere kapıların açılması ve bu konuda gereken adımların atılması yönünde bütün baskılara rağmen gösterilen kararlılığın, tarihte hak ettiği yeri alacağını belirtti.

İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra eşi görülmemiş, büyük acılarla yüz yüze olunduğunu dile getiren Davutoğlu, “Burada bütün ülkeler, devletler, devlet başkanları, aydınlar, yazarlar, sanatçılar insanlık adına söz alacak olan herkes, insanlık sınavından geçiyor. Almanya ile geliştirdiğimiz bu işbirliğinin diğer ülkelere de örnek olmasını diliyorum” diye konuştu.

KAZAKİSTAN’DA YARALI GÖRÜŞMELER GERÇEKLEŞTİRDİK

Kazakistan ziyaretine de değinen Davutoğlu, Kazakistan ve Orta Asya’ya her gidişinde Hoca Ahmet Yesevi’nin nefesini, sesini yüreğinde, gönlünde hissettiğini kaydetti.

Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliğinin kurulmasıyla Kazakistan ile ilişkilerin en üst düzeye çıktığını belirten Davutoğlu, bu ziyaretlerinde, Türkiye ile Kazakistan arasında ticaret, ekonomi ve ulaştırmada iş birliği alanlarını geliştirme yolunda çok yararlı görüşmeler gerçekleştirdiklerini kaydetti.

Davutoğlu, ziyaretlerinde ayrıca, Çin’den başlayarak bütün Orta Asya’yı geçen, Kazakistan’dan Aktau Limanı’ndan Azerbaycan’ın Bakü Limanı’na, oradan Tiflis’e ve Kars ile Marmaray üzerinden Avrupa’ya gidecek olan modern ipek yolunun geleceğini konuştuklarını ifade etti.

Geçen hafta boyunca farklı gruplarla Doğu ve Güneydoğu’da terör olaylarının yansımalarını ele aldıkları bir dizi toplantı gerçekleştirdiklerini aktaran Davutoğlu, bu görüşmelerde, terör örgütlerine karşı neler yapılabileceğine ilişkin değişik kesimlerin kanaatlerini almanın yanı sıra kendi niyet ve hedeflerini de paylaştıklarını bildirdi.

Doğu ve Güneydoğu milletvekilleriyle görüşerek, AK Parti kadrolarından gelen sesi, kaygıyı ve gelecek beklentilerini dinlediğini anlatan Davutoğlu, sivil toplum kuruluşu temsilcileri ve kanaat önderleriyle de bir araya geldiğini belirtti.

VALİLERE ‘HALKLA YAN YANA OLMA’ TALİMATI

Sivil toplumdan gelen bütün bu bilgiler ışığında, 22 ilin valileri, komutanları, emniyet müdürleri, mülki amirleri ve kaymakamlarla bir araya geldiğini anımsatan Davutoğlu, şu değerlendirmeyi yaptı:

“Genelkurmay Başkanımızın ilgili bakanlarımızla katıldığı, son olarak 31 Temmuzda, yani huzur ve demokrasi operasyonunun başlamasının hemen sonrasında yaptığımız bir toplantıdan bu yana olan gelişmeleri de ele aldık. Tek tek bütün illeri ve ilçeleri masaya yatırdık. Onlara hükümetimizin perspektifini aktardım ve açık bir şekilde şunu ifade ettim; sizlerin görevi milletin vicdanıyla, devletin aklını buluşturmaktır. Bütün valilerimize de halkımızla yan yana olmak, teröriste karşı da en kararlı durmak talimatını ilettim. Biz, halkımıza şefkatle, Türkiye’yi tehdit eden kim olursa olsun, hangi terör örgütü olursa olsun ona da kudretle davranmaya devam edeceğiz. Bu tavrımız asla değişmeyecektir. Bununla beraber ülkemizi tehdit eden tüm terör örgütlerine karşı herhangi bir ayrıma gitmeden kararlı bir şekilde mücadele etmeye devam ediyoruz.”

Başbakan Ahmet Davutoğlu, her hafta sonunu bir başka şehirde geçireceğini, özellikle de Doğu ve Güneydoğu illerine gideceğini ifade ettiğini hatırlatarak, bu Cuma Kahramanmaraş’a, 13 Şubat’ta da Erzincan’a gideceğini söyledi.

“Kardeşlik buluşmaları” çerçevesinde Mardinlilerle buluştuğunu, devletin vatandaşların yanında olduğunu gösteren destek planını açıkladığının altını çizen Davutoğlu, bir yandan terörle en etkin şekilde mücadelelerini sürdürdüklerini, diğer yandan da terörden zarar gören vatandaşların mağduriyetini giderecek her türlü tedbiri aldıklarını kaydetti.

Davutoğlu, bütün bu süreçlerde ‘muhatap tek bir taraftır’ gibi bir algı oluşturulduğunu, muhatabın bütün bir millet, bölge halkı ve Ulu Cami’den çıktığında kendisine sarılarak, ellerini açıp dua eden yaşlı nine olduğunu belirtti.

Muhatabın Mardin sokaklarında yürürken “Aman ne olur durmayın bir daha, bu eşkıyaların buralara gelmesine izin vermeyin” diyen vatandaşlar olduğunu ifade eden Davutoğlu, “Muhatabımız genç yaşlarında beyinleri şartlandırılarak barikat arkasına çıkarılan gençleri kurtarmak için bize yalvaran analardır. Muhatabımız bütün halktır, sivil toplumdur, kanaat önderlerimizdir. Elinde silah olan kim olursa olsun kesinlikle muhatap alınmayacaktır. Elinde silah olanın muhatabı milletin bileği, yüreğidir. O silahı alana kadar o bileği çalıştıracağız, kudretimizi göstereceğiz” diye konuştu.

Davutoğlu, valiler ve kaymakamlara il ve ilçelerde sivil toplum kuruluşlarından, kanaat önderlerinden herkesin saygı duyduğu isimlerden oluşan istişare meclisleri kurmaları talimatı verdiğini anımsattı.

Gittiği her yerde bizzat belirlenen bu kişilerle görüşeceğini anlatan Davutoğlu, bakanların da gittikleri yerlerde onlarla muhatap olacağını, onlarla birlikte bu ülkenin birliğini tahkim etmek, huzurunu pekiştirmek ve demokrasiyi tabana yaymak için çalışacaklarını bildirdi.

Davutoğlu, sivil toplum kuruluşlarıyla görüştüğünde onlara, “Devlet sizi yönetmeyecek ama siz kendi aranızda örgütlenin, bir araya gelin, biz sizi muhatap almak istiyoruz” dediğine işaret ederek, “Biz onları yönlendirmeyeceğiz. Devlet onların benimsediği, ortak kamu düzenini yönetecek ama kesinlikle onlarla istişare ederek yönetecek. Herkesi muhatap alacağız” ifadesini kullandı.

Davutoğlu, bu eylem planı boyunca çevre bölgelerdeki tarihdaşlara da sahip çıkacaklarını belirterek, iki kavrama çok önem verdiğini, bunlardan birinin vatandaş olmak, diğerinin de milleti bir araya getiren büyük bir harmanın oluşması esnasında yaşanan tarihdaşlık olduğunu vurguladı.

“Bayıbucak Türkmenlerini, Kobani Kürtlerini, İdlib Araplarını, Halep’ten gelen her ırktan kardeşimizi de aynı ölçüde tarihdaş görüyoruz. Birini diğerinden ayırt etmiyoruz, birini diğerinden üstün görmüyoruz” diyen Davutoğlu, sözlerine şöyle devam etti:

“Arap Baharı’na kadar çok kapsamlı politikalarla vizeleri kaldırdık. Doğu Akdeniz’de serbest ticaret bölgeleri oluşturduk. Sykes-Picot’u, üst birlik ve ekonomik kültürel birlikle aşmaya çalıştık. Ama bizi engellediler. Mezhepçiliği, etnik bölücülüğü, Stalinist anlayışı yaymaya çalıştılar. Şimdi yeni bir dönem başlatıyoruz. Allah’ın izniyle bütün bu tuzaklara karşı, Türkiye’nin birliğini, Mezopotamya’nın, Balkanların, Kafkasya’nın, Anadolu’nun kardeşliğini tesis edeceğiz. Sadece Türkiye’de değil, bütün Ortadoğu’da yeni bir kardeşlik döneminin başlaması için kapsamlı birleştirici ruhu harekete geçireceğiz. Sykes-Picot’un o parçalayıcı anlayışı ve onun sömürgeci takipçilerinin bugünkü piyonları karşısında Türkiye her zaman birleştirici ruhu harekete geçirecek. Onun içim Mardin konuşmamda söyledim. Ya Sykes-Picot kazanacak ya Kut’ül Amara. Ya haçlılar kazanacak ya Selahaddin Eyyübi. Ya modern Bizans zihniyeti kazanacak ya Alparslan. Emin olun ki Alparslan, Selahaddin, Kut’ül Amara kazanacak.”

TEKRAR TEKRAR KÜLLERİMİZDEN DOĞMAYA DEVAM EDECEĞİZ

Davutoğlu, Sykes-Picot ve Kut’ül Amara’nın yüzüncü yılında olduklarını, Kut’ül Amara’da, Bağdat yakınlarında Arap, Kürt, Sünni, Şii ve Hristiyan’ın hep beraber direndiğini ve büyük bir başarı kazandığını aktardı.

Aynı günlerde Sykes-Picot haritasının çizildiğini anımsatan Davutoğlu, şu ifadeleri kullandı:

“AK Parti’nin 14 yıldır dış politikada takip ettiği temel hedef, Sykes-Picot’un parçaladığı, cetvellerle çizdiği, Nusaybin’i Kamışlı’dan, Ceylanpınar’ı Re’sül Ayn’dan ayıran o suni çizgiyi, barışçı yöntemlerle, ekonomik ve kültürel birliktelikle aşmaktı. Bayırbucak’ı Yayladağı’ndan ayıran o çizgiyi aşmaktı. Rejimin halkına zulmetmediği dönemde Suriye ile bütün vizeleri kaldırdık. Irak ile ortak hükümetler kurduk, Musul ile Mardin’i, Erbil ile Diyarbakır’ı, Kerkük ile Konya’yı buluşturmak için. Hep bunları yaptık ama bir el bizim bu büyük planımızı, kardeşlik projemizi engellemek için harekete geçti ve bütün bu şehirler parçalandı. Biz azmimizi kaybetmedik. Kararlılığımızdan hiçbir şey eksilmedi. Çünkü biz bu toprakların çocuğuyuz. Biz buralarda harmanlanan kültürün, medeniyetin çocuklarıyız. Onun için her zorluğa karşı tekrar tekrar küllerimizden doğmaya devam edeceğiz.”

Davutoğlu, tasarlanan komplolar karşısında milletin direnen ruhunun hep hayatta kaldığını, AK Parti’nin bu direnen ruhun bugünkü siyasal adı olduğunu dile getirdi.

Türkiye üzerinden oyun oynayanların, AK Parti üzerinde de oyun oynamaya çalıştığına dikkati çeken Davutoğlu, “Gezi olaylarından bu yana ne badireler atlattık. Ne senaryolar kuruldu bu hareket üzerine. Bizim hepimizin en öncelikli vazifesi nefislerimizi aşarak, inandığımız davayı bütün nefis özelliklerimizin üstüne çıkararak, o dava için sadece başımızı değil önce nefsimizi kurban ederek yola devam etmektir” ifadesini kullandı.

HER KURUŞUN HESABINI İNCE İNCE YAPAN BİR BÜTÇE

Davutoğlu, 2016 yılı bütçesinin ilgili komisyonda görüşülmeye devam edildiğini, ekonomik istikrarın en önemli hususlarından birinin de hiç şüphesiz mali disiplin olduğunu, daima bunun bilincinde olarak mali disipline büyük bir önem verdiklerini vurguladı.

Geride kalan 2 yılda 2’şer seçim yaşanmasına rağmen mali disiplinden asla taviz vermediklerini, bu disiplin sayesinde Avrupa Birliği ülkeleri başta olmak üzere dünya ülkeleri arasında kamu maliyesi açısından başarılı bir performans sergilediklerini vurguladı.

Davutoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

“2016 bütçesinde de aynı disiplin anlayışını sürdürüyoruz. 2016 bütçesi AK Parti hükümetlerinin hazırladığı 14. bütçe olacak. Allah daha nice bütçeleri hayır duaları ve alın teriyle hazırlamayı bize nasip eylesin. Bu vesileyle, bu bütçeye vergileriyle katkıda bulunan vatandaşlara teşekkür ediyorum. Vergi bir vatandaşın devlete olan asli bir borcudur ama vergi nihayetinde her vatandaşın kendisine yaptığı bir yatırımdır. Çünkü devlet ne kadar kudretliyse, vatandaş o kadar emin olur. Devlet ne kadar zengin ise vatandaş o zenginlikten o kadar daha fazla istifade eder. Vergisini ödeyen her vatandaşımız nihayetinde kendisine dönecek bir hizmeti finanse etmektedir. Yine insanı odağına alan ve sadece 1 yılı değil 10 yılları hesaba katan güzel bir bütçe hazırlıyoruz. Kaynakları en iyi şekilde kullanan her kuruşun hesabını ince ince yapan bir bütçe ortaya koyuyoruz. Biz tutamayacağımız sözleri vermedik. Verdiğimiz bütün sözleri de tek tek yerine getirdik, getiriyoruz. Hep milletimiz geleceği için bunlar yaptık.”

Davutoğlu, 2002 yılında 119,6 milyar lira olan merkezi yönetim bütçe giderlerinin 2016 yılında 570,5 milyar lira olduğunu, benzer şekilde 2002 yılında 79,4 milyar lira olan bütçe gelirlerinin 2016 yılında 540,8 milyar olacağını, artık daha geniş imkanları olan ve bu imkanları etkin kullanan, mali disiplini sağlam bir yönetimin olduğunu bildirdi.

Bütçe çalışmaları sürerken ekonomiden de iyi haberler almaya devam ettiklerini belirten Başbakan Davutoğlu, “Aralık ayında takvim etkisinden arındırılmış sanayi üretimi bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 4,5 oranında önemli bir artış gösterdi. Mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış endeks ise bir önceki aya göre yüzde 0,8 arttı” dedi.

Ekim ayı mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış endeksinin 2005 yılından bu yana en yüksek değerine ulaştığını hatırlatan Davutoğlu, aralık endeksinin ekim endeksinin de üzerine çıktığına işaret etti.

Sanayi yönetimindeki bu performansın 2016 yılında daha da iyileşerek devam edeceğine inandıklarına dikkati çeken Davutoğlu, “Milletimize vaat ettiğimiz icraat ve reformlarımızı birer birer hayata geçirdikçe inşallah iyileşme daha da görünür olacak ve reel ekonomideki canlanma daha da artacak” dedi.

“Hiç şüpheniz olmasın, Türkiye demokratik istikrarını sağlam temellere oturtacaktır” ifadesini kullanan Davutoğlu, anayasa ve eylem planlarının yegane gayesinin Türkiye’de demokrasiyi ve hukuku sağlam temeller üzerine oturtmak, milletin huzur ve refahını arttırmak olduğunu belirtti.

BÜTÜN İHTİLAF ALANLARINI BERTARAF ETMEYE KARARLIYIZ

Anayasa Uzlaşma Komisyonunun çalışmaya başladığını anımsatan Davutoğlu, hayırlı uğurlu olmasını diledi.

Davutoğlu, şunları kaydetti:

“Yeni, sivil, tamamıyla milletin mührünü taşıyan bir anayasayı yapmayı bu yüce Meclis’e nasip etmesini Cenab-ı Hak’tan niyaz ediyorum. Devlet ile millet arasında hiçbir ihtilaflı alanın kalmasını istemiyoruz. Bütün ihtilaf alanlarını bertaraf etmeye kararlıyız. Vatandaşlarımız arasında hiçbir ayrım yapmaksızın, hepsinin onurunu ve haysiyetini, kendi onurumuz ve kendi haysiyetimiz olarak görürüz. Hedeflerimiz belli, hızlı adımlarla o hedeflere doğru yürüyoruz. Türkiye bu sıkıntıları mutlaka aşacak, bu kara bulutlar dağılacak ve yine güneş açacak. Bütün vatandaşlarımızın huzur, emniyet ve refah özlemi gerçek olacak. Türkiye’yi her insanımızın yüzünün güldüğü, gelecek hayalleri kurduğu, huzurlu, mutlu, aydınlık bir ülke haline getireceğiz.”

Başbakan Davutoğlu, 10 maddelik Eylem Planı ile ilgili ayrıntılar hakkında bilgi verdi.

Ankara’da Başbakan Yardımcısı başkanlığında bakanlıklar arası koordinasyon işletileceğini belirten Davutoğlu, Eylem Planı’nın tek tek takip edileceğini, her hafta Bakanlar Kuruluna bilgi sunulacağını anlattı. Davutoğlu, “Ayrıca bir bakanımızı da her bir ilçenin rehabilitasyonu esnasında görevlendireceğiz ve bakanımız bakanlığı idare etme yanında bizzat bu rehabilitasyon çalışmalarına o ilçede nezaret edecek ve benim kullandığım yetkilerle mücehhez olarak… Bir an önce o ilçelerin ayağa kalkması için her türlü çalışmayı yapacağız öncelikle Silopi’den başlamak üzere. Zamanla göreceksiniz ki biz eğer birisi bizi tahrip ederse onun hakkını veririz ama inşa ve imar etmek istediğimizde de yangın yerinde gül yetiştiririz. Buna bakmak isteyenler, depremden sonra Van’ı nasıl inşa ve ihya ettiğimize baksınlar. Bunların gereğini yapacağız” diye konuştu.

Kara ve demir yollarındaki onarım işlemlerinin ivedilikle yapılacağını, terör saldırıları dolayısıyla tahrip olan içme suyu, isale hattı, arıtma tesisi gibi altyapı tesislerinin süratle onarılıp hizmete açılacağını kaydeden Davutoğlu, planın iletişim boyutuyla ilgili olarak, iç ve dış kamuoyunun doğru bilgilendirilmesi için etkin iletişim stratejisini hayata geçireceklerini söyledi. Davutoğlu, Ankara dışında her bir valilikte, hatta kritik ilçelerde kamuoyunu bilgilendirecek birimlerin oluşturulacağını anlattı.

Hem hükümetin 4 yıllık perspektifini anlatmak hem de önemli kritik konularda görüşlerini paylaşmak üzere medya sahipleriyle hafta sonunda bir araya geldiğini hatırlatan Davutoğlu, “Türkiye basın özgürlüğünün sonuna kadar yaşandığı demokratik bir ülkedir ve böyle kalacaktır. Ama aynı şekilde bütün medyadan, basın çalışanlarından da beklentimiz; Türkiye’nin ortak meselelerinde aynı geminin içinde olduğumuz gerçeğinden hareket etmeleridir” dedi.

Davutoğlu, ne 1990’lı yıllarda olduğu gibi hükümet indiren, hükümet çıkaran bir basının ne de baskı altında olan bir basının söz konusu olacağını vurgulayarak, “Herkes işini yapacak. Herkes işinin gereği dolayısıyla halk önünde, gerekirse hukuk önünde hesap vermeye hazır olacak. Biz bunu yapacağız. Herkesten de beklentimiz; özellikle bugünlerde Türkiye’nin algısını bozmak için yurt içinde ve dışında harekete geçmiş, çok geniş fırsat kollayan çıkar çevreleri varken bizim Türkiye’nin algısını ve Türkiye’nin uluslararası itibarını ayakta tutacak şekilde bir arada, birlikte çalışma ihtiyacımız var” ifadelerini kullandı.

BELEDİYE KANUNU’NDA GEREKLİ DEĞİŞİKLİKLERİ YAPMAYA HAZIRLANIYORUZ

Davutoğlu, yeni yasal ve idari tedbirler alınacağını, Büyükşehir Yasası’nın yerel yönetimleri güçlendirmek anlamında Tanzimat’tan bu yana gerçekleştirilen en kapsamlı yönetim yasası olduğunu belirterek sözlerini şöyle sürdürdü:

“Ama maalesef özellikle büyükşehir belediye başkanının başka partiden, muhalefetten olduğu birçok yerde bu istismar edildi. Özellikle Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da büyük hizmet aksamaları söz konusu oldu. Bu kürsüden ifade etmiş ve rakamları vermiştim. Gittiğim Mardin’i tekrar hatırlatmak gerekirse; Mardin Büyükşehir Belediyesinin bütçesinin yüzde 96,7’si merkezden gidiyor. Bu bütçenin sadece yüzde 7’si yatırıma gidiyor, yüzde 50’si neredeyse personel giderlerine gidiyor. Bunların hepsinin titizlikle takibi sağlanacak. Belediyelerin temelde yatırım ve altyapı hizmetlerine yönelmeleri için gereken tedbirler alınacak. Belediyeler hem kendilerine aktarılan kaynakları verimli ve adil şekilde kullanmadılar hem de kendilerinde olmayan ilçe belediyelerine dönük demokratik anlayışla bağdaşmayan, orada yaşayan vatandaşımızı cezalandırmaya yönelik yaptırımlar hizmet ve aksamalara yöneldiler.

Bakınız; Yeşilli’ye gittim. İçme suyunun normalde büyükşehir belediyesi tarafından sağlanması lazım. Büyükşehir Belediyesi Yeşilli’ye, belediye başkanı AK Parti’den olduğu için bu imkanı sağlamamış. Biz merkezden sağlıyoruz. Talimat verdim, içme suyu sağlanacak ama Mardin Büyükşehir Belediyesine bunun için ayrılan kaynak da kesilecek. Merkezden hizmeti yapacağız, o kaynak da kesilecek. Midyat’ta tek tek baktım, yollar harap olmuş. Çünkü büyükşehirin yapması gereken yol çalışması yapılmamış. Orada da talimat verdik, bu yollar yapılacak, Büyükşehir Belediyesi’nin bütçesinden de gereken kesinti yapılacak. Bu kaynaklar kimsenin babasından miras kalan kaynaklar değil. Bu bütçenin her bir kuruşu milletindir. Başbakan olarak ne benimdir ne hükümetindir ne bakanlıklarındır, sadece millete aittir. Alınteriyle toplandı bu bütçenin her bir kuruşu. Biz büyük petrol zengini bir ülke değiliz. Bizim için değil, biliyorsunuz Suriyeli mülteciler için 3 milyar avro verildi de aylardır lafı ediliyor. Türkiye’nin kimseden böyle bir dileği, temennisi olmadı da Türkiye’ye dönüp kimse de herhangi bir şeyi karşılıksız vermedi. Biz ne yaptıysak alnımızın teriyle yaptık.

14 yıl içinde bu bütçe rakamları buraya ulaşmışsa alnımızın teri ve milletin malına sahip çıkmamızla ortaya çıktı. Milletin kaynaklarının har vurup harman savrulmasına izin vermeyiz. Bu çerçevede edinilen tecrübeler ışığında yerel yönetimlerin yetkileri genişletilecek ama yerel yönetimlerin istismar edilmesine de asla izin verilmeyecek. Bazı belediyeler tarafından terör örgütüne desteğin engellenmesi ve yürütülen hizmetlerde yaşanan aksamaların giderilmesi için Belediyeler Kanunu’nda gerekli değişiklikleri de yapmaya hazırlanıyoruz.”

Patlayıcı yapımında kullanılan gübre ve diğer girdilerin satış ve kullanımını izleyecek bir gübre takip sistemi kurulacağını belirten Davutoğlu, terör olaylarının yaşandığı yerlerde soruşturma yürüten savcılık ve kolluk birimlerinin ihtisaslaşması ve merkezileşmenin sağlanacağını söyledi.

Operasyonlar ve sokağa çıkma yasağı nedeniyle aksayan eğitim ve sağlık hizmetlerinin yerine getirilmesinin sağlanacağını dile getiren Davutoğlu, bu konuda yeni oluşabilecek engellemelere karşı da önlem alınacağını kaydetti.

MİLLETİN BİRLİĞİNİ BOZMAYA ÇALIŞAN KİM OLURSA OLSUN BU ZIRHI KIRARIZ

Teröre destek verdiği hukuken ispatlanmış kamu personelinin kamuyla ilişkisi kesileceğini açıklaya Başbakan Davutoğlu, şöyle devam etti:

“Maalesef öğretmenlik gibi ulvi mesleğe yakışmayacak şekilde propaganda faaliyetlerinin bazı yerlerde yapıldığı bilgisini aldım, Mardin ve diğer yerlerde. Her gittiğim yerde de bu bilgileri alacağım. Doğu ve Güneydoğu’da gittiğim her yerde halktan doğru bilgilendirmeler alacağız ve bunun gereğini yapacağız. Kim olursa olsun… Milletin bu kaynağını eğer terör örgütleri için doğrudan ya da dolaylı kullanıyorsa, doğrudan terör örgütüne yardım yapıyorsa ya da dolaylı bir şekilde paralel çete üzerinden terör olaylarına sessiz kalınmasını sağlıyorsa, bu kamu personeline dönük olarak da her türlü işlem yapılacak. Bunu valilerimize, kaymakamlarımıza, mülki amirlerimize de söyledim. Devletin koruma zırhını, 657 zırhını üstüne alıp da bu zırhın arkasında devletin temellerini oymaya, milletin birliğini bozmaya çalışan kim olursa olsun bu zırhı kırarız. Kimse böyle bir tasarruf içinde olamaz.”

Terör eylemleri nedeniyle hasar gören okulların hızlı şekilde onarılacağını ve hizmete açılacağını ifade eden Davutoğlu, vatandaşın gündelik yaşamını sürdürebilmesi için eğitim ve sağlık gibi temel kamu hizmetlerinden faydalanabilmesi için öncelikle belediye makamlarınca karşılanması gereken ancak yerine getirilmeyen hizmetlerin, doğrudan valilikler tarafından yerine getirileceğini anlattı.

Demokratik Açılım, Milli Birlik ve Kardeşlik Süreci ve Çözüm Süreci gibi şu ana kadar sürdürdükleri ve demokratikleşmeyle pekiştirdikleri sürecin hızlanarak devam edeceğini vurgulayan Davutoğlu, bugün bu sürece “Birlik, Huzur ve Demokrasi Süreci” adını verdiklerini bildirdi.

Davutoğlu, bölgede faaliyet gösteren sivil toplum kuruluşları, meslek odaları, sektör temsilcileri ve kanaat önderleriyle ilişkilerin geliştirileceğini, valilikler bünyesinde sivil toplum kuruluşları, kanaat önderleri, meslek odaları ve sektör temsilcilerinden oluşan danışma ve koordinasyon meclisi kurulacağını söyledi.

Çözüm süreci bağlamında iki istismarın yapıldığını açıkça gördüklerini vurgulayan Davutoğlu, “Sanki çözüm süreci kamu düzeninin alternatifiymiş gibi çözüm süreci yürüyor diye kamu düzeni için gerekli tedbirlerin alınmaması veya bunun için mazeret teşkil edilmesi…Böyle olmayacak. Bundan sonra hiçbir süreç, kamu düzeninden taviz verilmesini mazur göstermeyecek” dedi.

Başbakan Davutoğlu, hazırladıkları eylem planının adını “Birlik, Huzur ve Demokrasi Eylem Planı” olarak ilan ettiğini ve bundan sonra da hep böyle anacaklarını belirtti.

“Bir olacağız, huzur içinde olacağız, demokrasi ile yaşayacağız” diyen Başbakan Davutoğlu, bu eylem planıyla birliği tahkim edeceklerini, huzuru pekiştireceklerini, demokrasiyi derinleştireceklerini vurguladı.

Davutoğlu, bu eylemleri kardeşlik, eşit vatandaşlık ve demokratikleşme mücadelesinin ileri adımı olarak değerlendirdiklerini belirterek, açıkladıkları paketin sadece güvenlik paketi olmadığını, aynı zamanda huzur ve güven paketi olduğunu bildirdi.

Başbakan Davutoğlu, şöyle konuştu:

“Bu adımlar yaraların sarılması, yıkılanın yapılması ve kardeşliğimizin pekiştirilmesi için atılıyor. Vatandaşlarımızın mağduriyetlerinin önlenmesini ve tazmin edilmesini içeren bir yaklaşımı benimsiyoruz. Hükümetin kurulmasının hemen ardından, ilgili bütün kurumlarımıza alınacak tedbirler üzerinde çalışma talimatını verdik. Bu çalışmalar doğrultusunda kapsamlı bir eylem planı, iki hafta önceki Bakanlar Kurulu’nda sunuldu. Bakanlar Kurulu’nda uzun istişareler sonucunda her bir bakanlığın görüşü alındı ve daha sonra bu plan tekrar revize edildi. Bu planın özünü Milli Güvenlik Kurulunda da Sayın Cumhurbaşkanımıza ve değerli kurul üyelerine de takdim ettik. Sivil toplumdan gelen tepkileri de göz önüne alarak bunu revize ettik, şu anda elimizde çok kapsamlı bir çalışma planı var. Bu çerçevede eylem planı çok kapsamlı bir hazırlığın ürünüdür. Eylem planımızda yer alan tedbirleri niteliklerine göre, 10 başlıkta o gün bizzat tanzim ederek Mardin’li kardeşlerimle ve bütün vatandaşlarımla paylaştım. Bunları tekrar hatırlatmak istiyorum. Ta ki zihninde hala şüphe olanların zihnindeki şüphe dağılsın, ta ki zihnimizin ne kadar berrak olduğunu, milletimizin huzurunu temin etmek üzere kararlılığımızın ne kadar keskin, zihnimizin ne kadar berrak olduğunu herkes görsün.”

Davutoğlu, konuşmasına şöyle devam etti:

“Birinci unsur, psikolojik unsurdur. Bütün bu mücadelede en önemli dayanak halk ile devletin psikolojik olarak aynileşmesi, özdeşleşmesi ve birbirini anlamasıdır. Bu anlamda millet ile devlet arasındaki ihtilaf alanları tamamen bertaraf edilecek, millet ile devlet arasında hiçbir uçurumun oluşmasına izin verilmeyecektir. Bütün bu paketin özü, esası milletin vicdanıyla devletin aklını buluşturmaktır. Parçalayıcı anlayış yerine birleştirici, bütünleştirici millet anlayışımızla insan ve vatandaş odaklı bir devlet anlayışını yerleştireceğiz. Alparslan’ın ordusunda nasıl bir ve beraber idiysek, o ordu nasıl Anadolu’yu birleştirdiyse, Selahaddin’in ordusunda nasıl bir ve beraber idiysek, o ordu nasıl bütün Ortadoğu’yu Haçlılardan arındırmışsa, Yavuz Sultan Selim’in İdris-i Bitlisi’nin ordularında ve Osmanlı’da nasıl bir ve beraber idiysek ve o düzen bütün Ortadoğu’yu, Balkanları, Kafkasları bir araya getirmişse, Kut’ül Ammare’de nasıl Türk, Kürt, Arap, Keldani, Süryani, Sünni, Şii hep beraber idiysek ve nasıl o ordu müstevli ordularına son büyük zaferi onlara karşı kazanmışsa, şimdi de AK Parti hareketinin temel felsefesi birleştirici, bütünleştirici bir millet anlayışını egemen kılmaktır. Nasıl Moğollar, Haçlılar bölgeyi bölme çabalarında başarılı olamamışsa, nasıl Moğollar bölgeyi tarumar etme çabalarında başarılı olamamışsa, nasıl sömürgecilik bölgeyi parçalayan Sykes-Picot dahil planlarını hala bize karşı uygularken dahi bu milletin ve bu toprakların çocukları tarafından tam bir dirençle karşılanmışsa, emin olunuz ki nihai kertede zafer mutlaka ve mutlaka vahdet için, tevhit için, birlik için yola çıkanların olacaktır.”

TERÖRİST VE HALK ÖZENLE, DİKKATLE BİRBİRİNDEN AYRILACAK

Başbakan Davutoğlu, Suriye, Irak ve Ortadoğu’yu parçalayanların Türkiye’yi parçalama planlarında mutlaka akamete uğratılacağını ifade etti.

Mardin Yeşilli, Midyat ve Kabala’da miting planlanmadıklarını, ancak halkın toplanması nedeniyle küçük çaplı miting yaptıklarını anlatan Davutoğlu, “Bu ziyaretlerimin iki teşekkür sebebi vardır. Birisi, 1 Kasım seçimlerinde bize verilen o muazzam desteğe teşekkür, ikinci teşekkür terör örgütünün bütün çabalarına, provokasyonlarına rağmen bölge halkının terör örgütüne değil, devletin şefkatli elini tutmuş olması dolayısıyla bölge halkına teşekkür etmekti” dedi.

Başbakan Davutoğlu, “Bunların hesabı şuydu. Kalkışacaklardı, dışarıdan onların kulaklarına fısıldanan birtakım planlarla Türkiye’yi bölmeye çalışacaklardı ve zannettiler ki bölge halkı onların yanında duracak. Her zaman basiretine ve inancına inandığımız, tarihi şuuruna inandığımız bölge halkı bunlara yüz vermedi. Huzur ve demokrasi operasyonunda devletinin, milletinin yanında yer aldı” diye konuştu.

Birlik, huzur ve demokrasi eylem planında ikinci temel unsurun, kamu düzeninin sağlanması olduğuna işaret eden Davutoğlu, “Açık ve net söylüyorum. Kamu düzenini kim, hangi gerekçeyle tehdit ederse etsin mutlak surette durdurulacak ve engellenecektir. Terörist ve halk özenle, dikkatle birbirinden ayrılacak, halka şefkat, teröristle ise mücadele etmeye devam edeceğiz” değerlendirmesinde bulundu.

HAK ETTİĞİ CEVABI ALIR

Başbakan Davutoğlu, Almanya Başbakanı Angela Merkel ile yaptığı görüşmede, Türk olduğunu daha sonra anladıkları ve Ankara’da Almanca hitap etmeyi tercih eden bir gazetecinin soru sorduğunu anımsattı.

Sorunun, sorudan daha çok, Türkiye’yi itham ve ilzam eden bir karşı açıklama şeklinde olduğunu  vurgulayan Davutoğlu, “Eyvallah, Türkiye özgür bir ülke, herkes istediği açıklamayı yapabilir ama hak ettiği cevabı da alır” dedi.

Türkiye’nin Avrupa standartlarında bir ülke olduğunu, kimsenin Türkiye’nin bu standartlardan vazgeçeceği gibi vehim ya da algı operasyonuna kalkışmaması gerektiğini belirten Davutoğlu, şunları söyledi:

“Nasıl, Paris saldırısında sonra Fransa Başbakanı Hollande, Fransız ordusunu göreve çağırmıştır, nasıl Brüksel ve Avrupa sokaklarında her türlü tedbir alınmıştır, Türkiye’nin insanına, malına tehdit eden bir tehdit söz konusu olduğunda her türlü tedbiri alırız. Demokrasinin olmazsa olmaz şartı kamu düzenidir. Herhangi bir Avrupa ülkesinin iki komşusu boydan boya istikrarsızlık içinde olsaydı, oralardan silahlar içeriye sokulup bazı ilçeler, kasabalar kontrol altına alınmaya, silah deposu haline getirilmeye çalışılmış olsaydı, acaba o Avrupa ülkesinin tutumu ne olurdu? Şundan emin olunuz ki buna taviz vermezlerdi. Çünkü demokrasilerin bütün toplumu ilgilendiren özgürlüklerin yaşanmasının asgari şartı kamu düzenidir. Bakınız devlet otoritesi demiyorum, kamu düzeni, hepimizin düzeni. Cizre, Silopi ve Sur’daki düzen hepimizin canını, malını, namusunu teminat altına alan düzendir. Bu sağlanacak, bunun sağlanması için ne gerekiyorsa yapılacak. Kimse vehme kapılmasın, tek bir silah kalmayana kadar da bu mücadelemiz devam edecek. El yapımı patlayıcıların tespit ve imhası için gerekli teknoloji ve ekipman geliştirilecek.”

Terör örgütünün tedarik kanallarını kapatmak üzere kara sınır kapıları ile deniz ve hava limanlarının tarama ve takip sistemleriyle operasyon imkanlarının güçlendirileceğini vurgulayan Başbakan Davutoğlu, şu değerlendirmelerde bulundu:

“Güvenlik riski yaşayan bölgelerde, güvenlik noktaları artırılacak. Silopi tümüyle temizlendi elhamdülillah ama hiç kimse zannetmesin eski düzene geri dönülür bir gün. Her türlü güvenlik tedbiri alınacak ve bir daha buralarda illegal yapılanmaların olmaması için gerekli kamu düzeni inşa edilecek. Bu çerçevede ihtiyacı karşılayacak miktarda geçici ve kalıcı polis güvenlik noktaları oluşturulacak. Bölgede görev yapan güvenlik güçlerimizin her türlü donanım ihtiyacı karşılanacak. Geçici köy korucularının sosyal ve ekonomik güvencelerini sağlayıcı tedbirler alınacak, korucu sayısı artırılacak. Terörle mücadelenin etkinliğini artırmak amacıyla ihtiyaç duyulan her türlü yasal düzenleme yapılacak. Kamu düzeninden asla taviz verilmeyecek. Eylem planında üçüncü önemli unsur; kapsamlı bir demokratik reform süreci. Başta yeni Anayasa olmak üzere, Türkiye’yi bütün vesayet yüklerinden kurtaracak demokratik reform adımları kararlılıkla atılmaya devam edilecek. Hani birtakım kanaatler serdediliyor, ‘Türkiye 1990’lı yıllara geri dönüyor mu?’ diye. Geri dönmeyi düşünenler, siyaseten mürtecilerdir. 1990’lı yıllara dönmeyi düşünen kim varsa, bunlar mutlaka akamete uğratılacak. Türkiye 1990’lı yıllara değil, 21. yüzyılın aydınlık ufuklarına doğru yürümeye devam edecek. Özgürlük, güvenlik dengesi hassasiyetle korunarak vatandaşlarımızın demokratik taleplerinin terör eylemleri tarafından örselenmesine asla izin verilmeyecek. Vatandaşlarımızın can, mal, namus, akıl ve bütün onurları korunacak.”

YANGIN YERİNDE GÜL YETİŞTİRECEĞİZ

Başbakan Davutoğlu, eylem planının dördüncü önemli unsurunun da sosyal hizmetler, destekler, sosyal seferberlik olduğunu anımsatarak, tam bir sosyal seferberlik ve dayanışma çağrısında bulunduğunu belirtti.

Kobani bahane edilerek gerçekleştirilen 6-7 Ekim olaylarından sonra “Yangın yerinde gül yetiştireceğiz” dediğine vurgu yaparak, “Şimdi de söylüyorum: Yangın yerinde gül yetiştirecek, vatanımızı gülistana çevireceğiz inşallah. Güvenlik nedeniyle göç etmek zorunda kalan ve terörden etkilenen ailelerimize her bakımdan destek olunacak. Göç eden aileler gittikleri yerde izlenerek, aldıkları sosyal ve ekonomik hizmetlerin devamlılığı sağlanacak. Terör nedeniyle evlerini terketmek zorunda kalan ailelerimize her ay düzenli bir şekilde kira, sığınma ve geçici barınma yardımı yapılacak” diye konuştu.

Terör sebebiyle eğitimleri aksayan öğrencilerin kayıplarının telafi edileceğini ifade eden Davutoğlu, Mardin’de bu şekilde telafi alan öğrencileri ziyaret ettiğini bildirdi.

Başbakan Davutoğlu, “Bir saati aşkın bir şekilde onlarla, genç, pırıl pırıl kızlarımızla oturup sohbet ettim, bir öğretmen olarak” dedi.

Ahmet Davutoğlu, gençlerimizin kız-erkek ayırımı olmadan bütün ülkede olduğu gibi Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da da geleceğe hazırlanması için tedbirleri aldıklarını, sağlık hizmetlerinin en iyi şekilde verilebilmesi çalıştıklarını anlattı.

Gençlik, spor ve kültür merkezlerinin çalışma kapasitelerinin genişletileceğini kaydeden Davutoğlu, operasyon bölgesinde yer alan sivil halkın yiyecek ve barınma ihtiyaçlarının giderileceğini, terör nedeniyle evleri zarar gören üniversite öğrencilerine Kredi ve Yurtlar Kurumu yurtlarında ücretsiz barınma imkanı sağlanacağını aktardı.

DİYARBAKIR SURİÇİ KENTSEL PROJESİ İVEDİLİKLE TAMAMLANACAK

Beşinci ana unsurun mali ve ekonomik destekler ya da ekonomik canlanma boyutu olduğunu anımsatan Davutoğlu, 13 yıl içinde ayağa kaldırdıkları bölge ekonomisini daha da güçlendireceklerini açıkladı.

Başbakan Davutoğlu, altıncı boyutun şehirlerin ihyası ve alt yapının rehabilitasyonu olduğunu belirterek, Kültür ve Turizm ile Çevre ve Şehircilik bakanlıklarının bunun için birlikte çalıştığını, İznik, Amasya, Sivas, Kırşehir, Diyarbakır, Mardin gibi illerin tarihi merkezleri özel bir düzenlemeyle, gerekiyorsa yasal düzenlemeyle, tarihi dokuyu koruyacak şekilde muhafaza altına alınacağını ifade etti.

UNESCO Kültür mirasının kurallarının işletileceğini, ecdattan intikal eden tarihi mirasın tek bir taşına kadar korunacağını vurgulayan Başbakan Ahmet Davutoğlu, “Bu çerçevede Diyarbakır Suriçi kentsel ihya projesi de ivedilikle tamamlanacak. Hasar gören enerji tesisleri onarılacak. Operasyonların yapıldığı şehirlerde hayatın bir an önce normale dönmesi için elektrik, su ve benzeri altyapı hizmetleri sağlanacak; eğitim, sağlık ve diğer kamu hizmetlerinin verilebilmesi için gerekli çalışmalar hızlandırılacak”  diye konuştu.