Başkent’e özel güvenlik konsepti

Başbakan Ahmet Davutoğlu, “Türkiye genelinde alınacak güvenlik tedbirleriyle ilgili çok önemli, kapsamlı değişimlere ve ek tedbirlere gidiyoruz” dedi.

Başbakan Davutoğlu, Ankara Valiliğinde aldığı il brifinginin ardından, ele alınan konulara ve gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Türkiye’nin, çevresinde yaşanan krizler sebebiyle ortaya çıkan çok ciddi bir terör ve güvenlik riskiyle karşı karşıya olduğunu belirten Davutoğlu, “Bu sadece Türkiye’de bizim karşı karşıya kaldığımız bir durum değil, Fransa’nın Paris saldırılarıyla ve birçok Avrupa ülkesinin değişik vesilelerle karşı karşıya kaldığı bir durum ancak tabii Türkiye’nin özel hususiyeti, bu hassas bölgelere olan doğrudan bağlantısı ve tabii bu hassas bölgelerde söz konusu olan insani hareketlilikle birlikte gelen özel riskler” diye konuştu.

Davutoğlu, alınacak tedbirlerle ilgili bilgi vererek “Bu çerçevede son dönemlerde tertip ettiğimiz birçok güvenlik toplantısında bu değişen şartlara intibak edecek bir güvenlik konseptinin yerleşmesi ve Türkiye genelinde alınacak tedbirlerle ilgili çok önemli, kapsamlı değişimlere ve ek tedbirlere gidiyoruz. Türkiye geneliyle ilgili yaptığımız güvenlik değerlendirmelerine şimdi il bazında, her ilimizde ele alarak, her ilimizin hassasiyet kesbeden güvenlik ihtiyaçlarını karşılamaya dönük çalışmalar yürütüyoruz” ifadesini kullandı.

İstanbul’da gerçekleştirilen terör saldırısı sonrasında da tüm yetkililerle 5 saate yakın bir toplantı yaptıklarını hatırlatan Davutoğlu, Ankara’nın ilgili bütün yetkilileriyle bugün yaklaşık 5 saati bulan bir toplantı gerçekleştirdiklerini belirtti.

Davutoğlu, “Her bir ilimiz bundan sonra valimizin koordinasyonunda bu değişen güvenlik şartlarıyla ilgili olarak, o ilde münhasıran alınması gereken tedbirleri görüşecekleri bir mekanizma oluşturmuştur, güvenlik toplantıları her hafta yapılmaktadır” şeklinde konuştu.

YENİ GÜVENLİK ANLAYIŞINI YAYGINLAŞTIRIYORUZ

Her ilin özel ihtiyaçları bulunduğuna ve bu ihtiyaçların farklılaşabileceğine işaret eden Davutoğlu, “Bu farklılaşan genel güvenlik konsepti dışında, bu farklılaşan illerde duyulan ihtiyaçları da bütün illerimizle ilgili olarak söylüyorum, ele alan bir yeni güvenlik anlayışını yaygınlaştırıyoruz ve bununla ilgili gerektiğinde simülasyonlarla ve çeşitli çalışmalarla da sürekli bir hazırlık içinde olacağız” dedi.

Ankara’nın bu konuda diğer illerle farklılaşan bazı özel hususiyetleri bulunduğuna dikkati çeken Davutoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Her şeyden önce başkent olması hasebiyle birçok terör örgütünün, halkı paniğe sevk etmek isteyen birçok mihrakın doğrudan hedefi olma riski söz konusu. İkincisi, devlet kurumlarımızın ve bu devlet kurumlarımız etrafında da bütün önemli karar alıcı mekanizmaların bulunduğu, başşehir olmak hasebiyle de yine önemli bir risk unsuru oluşturuyor. Tabii üçüncüsü, parlamento ve siyasi partilerin, Türkiye’nin siyasi hayatında önemli rol oynayan aktörlerin sürekli olarak Başkentte bulunması ve bunların sürekli bir siyasi hareketlilik içinde olması, her siyasi görüşten yaklaşımın burada kendini temsil ediyor olması da teröristler bağlamında burayı özel bir faaliyet alanı haline getiriyor. Dördüncüsü de dış temsilciliklerin, büyükelçiliklerin olması ki geçmişte bazı büyükelçiliklere yapılan saldırılar da hepimizin malumudur.”

Başbakan Davutoğlu, özellikle son 12-13 yıl içinde Türkiye’deki sosyoekonomik değişime paralel olarak Ankara’da da çok önemli bir sosyal ve ekonomik değişim yaşandığını belirterek, “Ankara artık sadece siyasetin ve bürokrasinin merkezi değil aynı zamanda birçok büyük ekonomik faaliyetin, önemli sosyal değişimlerin de merkezi. Bu şekilde ortaya çıkan ihtiyaçlar da var. Dolayısıyla bütün bunları ele aldık” diye konuştu.

Ankara’nın vilayet olarak gerek jandarma ve gerekse polis bölgesi itibarıyla taşıdığı özellikleri tek tek masaya yatırdıklarını dile getiren Davutoğlu, “Ankara’da kritik önemi haiz alanların, mekanların tanımını birlikte yaptık ve bu mekanlarla ilgili olarak özel olarak bu mekanlara münhasıran alınması gereken tedbirleri gözden geçirdik. Bu çerçevede son yaşadığımız iki terör saldırısını da esas alarak kritik alanlarda ve büyük kitlesel gösterilerin olduğu anlarda alınacak tedbirleri de tekrar birlikte değerlendirdik. Aslında Gar saldırısı sonrasında yine bu şekilde kitlesel gösterilerin içine sızabilecek terör unsurlarının tehdidini bertaraf etmek için özel tedbirler almıştık ve bu konuda bundan sonra da bunları almaya devam edeceğiz” değerlendirmesinde bulundu.

Davutoğlu, “Bugün ele aldığımız en temel husus, Ankara’ya has, Başkent güvenlik anlayışı ve konsepti bağlamında bir çalışmayı en kısa zamanda, bugün ele aldığımız prensipler etrafında şekillendireceğiz ve Başkent’e has ve Başkent’in özelliklerini gözeten yeni bir güvenlik anlayışıyla meseleyi ele alacağız” ifadesini kullandı.

Başbakan Davutoğlu, bu bağlamda bu güvenlik anlayışının yansıması olarak, Ankara’nın, Türkiye’nin doğusu, batısı, kuzeyi, güneyi arasında hem başkent olması hem de tüm arterlerin, yol geçişlerinin, otobanların, hızlı trenlerin ve karayollarının kesiştiği bir alan olması itibarıyla, sadece Ankara’daki yerleşik güvenlik tedbirleri değil transit geçişler üzerindeki güvenlik tedbirlerini de göz önününe alacak, her bir geçişi, insan hareketliliğini kontrol edebilecek, daha etkin, proaktif ve alan kontrolüne dayalı bir yaklaşımı egemen kılacaklarını kaydetti.

Emniyet birimlerinden ve jandarmadan Ankara’da ihtiyaç olan personel ve ekipman değerlendirmesi aldığını dile getiren Davutoğlu, şunları kaydetti:

“Geçen yıl 6-7 Ekim olayları sonrasında yaptığımız değerlendirmelerle tüm illerimizde çok ciddi bir ekipman yenilenmesi ve teçhizat takviyesi söz konusu olmuştu. Sadece çarpıcı bir rakam olarak zikredeyim. Bundan 2-3 yıl önce 10 rakamları civarında olan TOMA stoku Ankara’da şu anda 70’i aşmış durumda. İhtiyaç olduğunda, gerektiğinde güvenlik tedbirleri alacak, teçhizat takviyesi yapacak güce de sahibiz. Bu anlamda güvenlik birimlerine net olarak şu talimatı verdim; hiçbir şekilde mazeretle gelinmemeli, ne ihtiyaç varsa, ne teçhizat takviyesi yapılması gerekiyorsa bunu en süratle yapacağız. Personel takviyesi gerekiyorsa personel takviyesi yapacağız. Ankara’nın özelliklerinden kaynaklanan özel bazı eğitilmiş uzman güvenlik alanları söz konusuysa bunların eğitimi yapılacak. Bu konularda da özellikle ekipman konusundaki yeterlilik bilgisinin tarafıma sunulmuş olmasından memnun oldum. Dolayısıyla bu anlamda gerekli tedbirler alınıyor ve alınacak.”

ÇOK KRİTİK BİR SÜREÇTE TÜM DÜNYA 

Özellikle yol kontrolleri ve daha görünür güvenlik tedbirleri bağlamında gerekli adımları bundan sonra da atmaya kararlı olduklarını vurgulayan Davutoğlu, “Çok kritik bir süreçte tüm dünya. Çok kırılgan bir güvenlik anlayışı hakim. 11 Eylül’den bu yana zaten tüm dünyada güvenlik konseptine geçiş var. Birçok ülkede halkın güvenlik konusunda bilinçlendirilmesine dönük çalışmalar yapıldı. 11 Eylül sonrasında ABD ve dünyanın birçok yerinde güvenlik konsepti konusunda halkın bilinçlendirilmesi yönünde adımlar atıldı. Bu kesinlikle özgürlüklerden, demokratik haklardan taviz vermek anlamına gelmedi, gelmiyor. Nasıl bu ülkelerde bu anlamda yeni bir güvenlik anlayışı için halkın bilinçlendirilmesi ve halkın bu güvenlik anlayışının parçası kılınması oralarda demokrasiyi azaltmamışsa, Türkiye’de de bu güvenlik ihtiyaçlarının, ki biz ABD gibi iki okyanus ile dünyanın diğer kalan bölgelerinden ayrılmış bir ülke değiliz, tam da jeopolitik fay kırılmalarının ortasındayız. Burada halkımıza en temel mesajımız, bu yeni güvenlik anlayışı ve ihtiyaçları çerçevesinde en büyük desteği halkımızdan bekliyoruz. Bir farkındalık oluşturmamız lazım” değerlendirmesinde bulundu.

HALKIN OMUZ OMUZA VERMEDİĞİ HİÇBİR GÜVENLİK KONSEPTİ BAŞARIYA ULAŞAMAZ

Türkiye’nin etrafında büyük ateş çemberleri olduğunu dile getiren Davutoğlu, münferit terör olaylarının hepsinin yürekleri yaktığını kaydetti.

Başbakan Davutoğlu, Ankara’daki terör saldırısında hayatını kaybeden 28 kişiye Allah’tan rahmet dileyerek, aileleriyle dün hem GATA’ta hem de Kocatepe Camisinde birlikte olduğunu, her birisinin acısını paylaştığını söyledi.

Türkiye’nin tüm bu acı olaylara rağmen demokrasisini işlettiğini belirten Davutoğlu, iki genel seçimi bihakkın yaptığını, ekonomik kalkınma anlamında OECD’de en hızlı kalkınan ülke olduğunu, dünyada Çin ve Hindistan’dan sonra en hızlı kalkınan ülke konumunu koruduğunu anlattı.

Bunların herkesin başarısı olduğunu söyleyen Davutoğlu, şunları kaydetti:

“Bu terör örgütlerinin de en temel hedefi halkımızı bir paniğe sevk etmek, Türkiye’de bir kaos ortamı olduğu yönünde bir kanaat uyandırmak, psikolojik bir travma yaratmaktır. Burada canlarımız tek tek hedef alınmıştır ama onun ötesinde hedef alınan milletimizin soğukkanlı tutumudur ve milletimizin bu öz güvenini sarsmaktır. O bakımdan şimdi hepimizin yapması gereken, böyle bir kritik coğrafyada demokrasimizi yaşatırken, ekonomimizi kalkındırırken, en çok ihtiyacımız olan husus istikrardır.

Bu istikrar içerisinde güvenlik birimlerimizin çalışmalarına katkıda bulunmak tüm vatandaşlarımızın görevidir. Bu konuda ciddi bir kampanya yürütmeye ihtiyacımız var. Yani, şüpheli bir durum söz konusu olduğunda… Daha önce 11 Eylül öncesinde ABD’de görülmemiş bazı uygulamaların daha sonra ortaya çıkma ihtiyacı hasıl oldu. Çünkü nihayet halkın sahiplenmediği hiçbir süreç başarıya ulaşamaz, halkın omuz omuza vermediği hiçbir güvenlik konsepti başarıya ulaşamaz.”

Başbakan Davutoğlu, “Hangi siyasi görüşe sahip olursak olalım, hangi fikri benimsiyor olursak olalım, hangi etnik veya mezhebi kimliğe sahip olursak olalım, hangi ideolojik düşünceye sahip olursak olalım sonunda Türkiye’den başka gidecek bir yerimiz yok, Ankara’dan başka da başkentimiz yok. Sonunda burada, düşününüz ki Allah muhafaza bir deprem olsa nasıl binanın alt ve üst katlarında yaşayanların farklı düşüncelere sahip olması onların kaderini değiştirmiyorsa bugün terör de insan eliyle yapılan en büyük depremdir” diye konuştu.

Davutoğlu, kendilerine her türlü eleştirinin getirilebileceğini, herkesin siyasi görüşlerde farklı konuları gündeme getirebileceğini belirterek, “Ama Türkiye’nin huzuru, Ankara’nın başkent olarak huzuru hepimizin sorumluluk alanı içerisindedir. Siyasi partilerin tümünün. Çünkü eğer, burada güvenlik sağlanmazsa siyasi faaliyet yapma imkanı da kalmaz” dedi.

TBMM, İŞGAL ORDULARI POLATLI’YA GELDİĞİNDE DAHİ ÇALIŞMALARINA ARA VERMEDİ

Ankara’daki terör saldırısının TBMM’den çok uzak olmayan bir mesafede gerçekleştiğini, saldırının yaşandığı anda AK Parti TBMM Grup Başkanvekili’nin kendisini aradığını anımsatan Davutoğlu, “Grup Başkanvekilimiz ‘Meclis çalışmalarına ara verelim mi’ dediğinde kendisine talimatım açık ve net olmuştu. ‘TBMM, işgal orduların Polatlı’ya geldiğinde dahi çalışmalarına ara vermedi. TBMM’yi bundan sonra hiçbir güç çalışmasına ara vermek zorunda bırakamayacak. Eğer bir dakika dahi ara verirseniz terör örgütü hedefine ulaşmış olur. Ara verilmeyecek’ dedim. Grup Başkanvekilimiz, diğer grup başkanvekilleri ve partilerle görüştü. Onlar da aynı olgun tavrı sergilediler. Meclisimiz çalışmasına devam etti. İşte bu örnek tavır hep sürdürmemiz gereken bir tavırdır” değerlendirmesinde bulundu.

Terör örgütünün sadece canı ve bedeni değil ruhu ve psikolojiyi de hedef aldığının altını çizen Davutoğlu, “Canlarımızı büyük bir hüzünle, ızdırapla toprağa defnederken, eminim ki onlar sağ olmuş olsalar da ‘Aman terörün bu oyununa düşmeyin, biz canımızı feda ettik ama siz geride kalanlar omuz omuza verin ve ülkenin kaderini birlikte şekillendirin, teröristleri sevindirmeyin’ derdi bize manevi bir sesle. Ben dün o sesi gerek GATA’daki törende gerekse Kocatepe’deki törende şehitlerimizin yakınlarında gördüm. O vakur tavırları dolayısıyla sivil ve asker tüm şehitlerimiz ailelerini saygıyla selamlıyorum” dedi.

Başbakan Davutoğlu, şöyle devam etti:

“Şimdi yapmamız gereken, Ankara için özel, Türkiye’nin geneliyle ilgili güvenlik tedbirleri dışında, özel bir güvenlik mekanizması ve başkentin hususiyetlerini de gözeten eylem planı hazırlanacak. Bunda hem yaşadığımız münferit terör eylemleri, yani bir terör eyleminin gerçekleşmesi, Gar gibi, Merasim Sokak’ta olan gibi, hem de kitlesel eylemler üzerinden bazı provokasyonların olması ihtimaline karşı alınacak tedbirler güvenlik birimlerimizin çabalarıyla bir eylem planına dönüştürülecek. Önce İçişleri Bakanımıza sonra da bana tevdi edilecek. Bu genelge halinde tüm Ankara’daki kurumlara tevdi edilecek. Ankaralılardan beklentimiz, bu güvenlik konseptine, ortak güvenlik anlayışımıza sahip çıkmaları, güvenlik birimlerimize destek olacak şekilde gördükleri her risk unsurunu, karşı karşıya kalabilecekleri muhtemel her risk unsuru konusunda iletişime geçecek şekilde ve kendileri de tedbir alacak şekilde bizimle tam bir işbirliği halinde başkentimizi korumak. Bu konuda, eminim zamanla özellikle de güvenlik birimlerimizin alacağı tedbirlerle ve halkımızın vereceği destekle hep beraber terörü yenilgiye uğratacağız, hep beraber teröristlerin ortaya çıkarmaya kalkışacağı psikolojiyi bertaraf edeceğiz. Bu ülkenin sahipleri biziz, bu ülkenin sahipleri olarak da hep ‘Bu teröre karşı omuz omuzayız’ mesajını vereceğiz.”

Ankara’daki terör saldırısı hakkında emniyet ve güvenlik birimlerinden brifingler aldığını aktaran Davutoğlu, saldırının ertesi günü Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hulusi Akar’ı ziyaretinin sonrası, ön bilgiler çerçevesinde teröristin kimliğini ve 9 kişinin gözaltına alındığını açıkladığını anımsattı. Davutoğlu, o günden bugüne gözaltına alınanların sayısının 22’ye çıktığını bildirdi.

Milli İstihbarat Teşkilatı, Emniyet Teşkilatının İstihbarat Dairesi, emniyet birimlerinin bütün temsilcileri ve jandarmanın çok iyi bir koordinasyonla ve ekip anlayışıyla çalıştığını görmekten büyük memnuniyet duyduğunu ifade eden Davutoğlu, “İlk tespit ettiğimiz bilgilerle bugün ulaştığımız daha kapsamlı bilgiler arasında da herhangi bir çelişki söz konusu değildir. Birilerinin algı operasyonuna bu anlamda izin vermemek lazım. Evet çok açık bir şekilde PKK-YPG bağlantısı ortaya çıkartılmıştır. Bütün örgütsel irtibatlar tespit edilmiştir” diye konuştu.

Bu 22 kişinin bir kısmının araçların çalınmasıyla ilişkili olduğunu belirten Davutoğlu, bunun dışındakilerin de YPG ve PKK bağlantılarının tespit edildiğini anlattı.

Başbakan Davutoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Kimse bu olayı saptırmaya kalkışmamalıdır, bu irtibatlar nettir, kişiler çok açıktır. Bu kişilerden ifadeler alınmıştır. Bu kişilerin Türkiye’deki ve Suriye içindeki bağlantıları da açık bir şekilde ortaya konmuştur. Karşımızda PKK-YPG işbirliği ile gerçekleştirilen bir terör eylemi vardır. Zaten YPG’nin PKK ile olan irtibatını da cümle alem açık bir şekilde, Kandil, Sincar, Haseki bağlantısını bilmektedir. Bu konuda hiç kimsenin zihinleri bulandıran bir algı operasyonu yürütmemesi gerekir.”

Yeni bilgiler geldiğinde bunların da değerlendirileceğini vurgulayan Davutoğlu, soruşturmaya katkı yapacak her bilginin göz önüne alınacağını söyledi.

Başbakan Davutoğlu, şimdiye kadar ulaşılan bilgiler kapsamında açık ve net şekilde örgütsel irtibat ve Suriye bağlantılarının ortaya konduğunu dile getirerek çalışmalarda çok etkin ve kısa sürede netice alıcı gayretleri dolayısıyla güvenlik birimlerine teşekkür etti.

Ankaralılara da Gar saldırısı ve Merasim Sokak’taki saldırı sonrasında gösterdikleri vakur tavır ve şehri sahiplenme bilinci dolayısıyla teşekkürlerini ifade eden Davutoğlu, şehitlere rahmet diledi, şehit ailelerine 78 milyon vatandaş adına taziyelerini iletti.

HALKIN GÜVENLİĞİNİ SOKAKTA SAĞLAMAK BOYNUMUZUN BORCU

“Bu saldırılar önceden bilinmedi mi, engellenemez miydi? İstihbarat ve güvenlik noktasında bir zafiyet mi var?” eleştirileri hatırlatılarak görüşlerinin sorulması üzerine Davutoğlu, terör riskinden bigane ve azade herhangi bir ülke bulunmadığına işaret etti.

Terör konusunun diğer ülkelerde, başkentler temelinde ele alındığına dikkati çeken Davutoğlu, terörün küresel bir tehdit olduğunu vurguladı.

Bu küresel tehditten uzak ve bigane kalan hiç bir ülke ve şehir bulunmadığını yineleyen Davutoğlu, şu değerlendirmelerde bulundu:

“Niçin halkımıza özellikle seslenerek, ‘hep beraber buna karşı koyacağız’ deme ihtiyacı hissettim? Bu güvenlik ihtiyacı hepimizin ihtiyacıdır ve hep beraber bunu gerçekleştireceğiz. ‘Gerçekten bir güvenlik zaafı söz konusu mu’ sorusu, tabii biz bir hukuk devleti olarak hem bu eleştirilere, sorulara, cevap teşkil edecek adımlar atmak durumundayız hem de halktan meşruiyetini almış bir hükümet olarak halkın güvenliğini temin etme sorumluluğu içinde bütün çalışmaları yapmak boynumuzun borcu.”

Daha önce bir çok güvenlik zirvesini yapıldığını hatırlatan Davutoğlu, benzer birkaç saldırının, çok fedakarane çalışmalarla ortaya çıkarıldığı ve engellendiğinin göz ardı edilebildiğini söyledi.

Yılbaşını kana bulamak isteyen terör çetesinin, bu tarihten iki gün önce ortaya çıkarıldığını aktaran Davutoğlu, vatandaşların olaya ilişkin detayları bilmesi halinde güvenlerinin artacağına işaret etti.

İstanbul’dakine benzer şekilde Ankara Adliyesi’ne yapılacak bir saldırının da son anda engellendiği belirten Davutoğlu, şöyle devam etti:

“Bu şu anlama gelmiyor, olan bir olayda bir aksaklık, bir eksiklik varsa bunun değerlendirilmesi gerekir. Onun için bu değerlendirmeleri yapıyoruz. Bu bağlamda zaten Gar saldırısından sonra biliyorsunuz Ankara Emniyetinde bazı görev değişimleri ve bu anlamda açılan, yapılan soruşturmalar, idari anlamda göz önüne alınan hususlar söz konusu oldu. Hiçbir tedbir, mükemmelen bu tür riski ortadan kaldırmaz. Nihai kertede son derece dinamik bir toplumsal hayata sahibiz. Özgürlükleri korumak zorundayız. Hayatın akışını kısıtlamamak durumundayız ve etrafımızda da büyük bir ateş çemberi var. Bütün bu çerçevede bilgi akışlarından bir eksiklik söz konusu olursa bunu içeride arkadaşlara talimat olarak ilettim ve Gar saldırısı sonrasında verdiğimiz talimatla artık her hafta ortak güvenlik toplantıları yapılıyor.”

KRİTİK YERLERE DÖNÜK SİMÜLASYON ÇALIŞMALARI YAPILACAK

Başbakan Davutoğlu, yürütülecek çalışmalarla ilgili şunları kaydetti:

“Şimdi bunu daha yoğunlaşmış şekilde özellikle kritik yerlere dönük simülasyon çalışmaları şeklinde yapılması talimatını da verdim. Yani daha saldırı olmadan diyelim, şu kritik, isimlerini zikretmem doğru olmaz ama kritik bütün mekanları tek tek masaya yatırdık, kritik binaları, bütün buralarda yapılacak güvenlik çalışmalarının simülasyonunu da yapmaları talimatını verdim. Şimdi bütün bunları yapsak da güvenlik, terör tehlikesi tümüyle ortadan kalkmaz. Bunu kabullenmek durumundayız çünkü nihayet karşımızda birbirinden kopuk ama bu anlamda profesyonelce yetiştirilmiş bazen de dış istihbarat ajanlarınca yönlendirilmiş yapılar var. ”

Merasim Sokak’ta alınan tedbirleri tek tek sorduğunu aktaran Davutoğlu, “Mesela niye Merasim Sokak’ta yola çıkan servis araçları belli bir rutin içinde çıkıyor? İlgili askeri yetkilimizin verdiği bilgi, bugün bu risk göz önüne alınarak bunlar zaten 45 dakikaya yayılan kademelendirilmiş ve farklı güzergah her gün takip edilerek giden servis araçları. ‘Niçin Merasim Sokak’ta bu olay oldu’ diye sorulduğunda çok aşikar. Ankara’nın kalbi, parlamentoya yakın, Başbakanlığa, Genelkurmaya birileri bir mesaj vermeye çalışıyor. Biz de bu mesaja karşı bu bölgelerin en iyi şekilde korunması için alınacak tedbirleri konuştuk” şeklinde konuştu.

Davutoğlu, Merasim Sokak’ta riskler göz önünde bulundurularak park edilmesinin zaten daha önce yasaklandığını belirterek aracın hareket halindeyken saldırının gerçekleştirildiğini anımsattı.

Güvenlik tedbirlerinin tek bir perspektifle bütün resmi görerek yürütülmesi ihtiyacı bulunduğunu anlatan Davutoğlu, “Alacağımız her tedbiri detaylı şekilde ele alacağız, alıyoruz. Bir eksiklik, ihtiyaç varsa bunlar karşılanacak. Onun için bu toplantıları yapıyoruz. Eğitim ihtiyacı dahil ne varsa” dedi.

YPG’NİN DE SURİYE REJİMİ İLE İLİŞKİSİ ÇOK AÇIK

Saldırıyı gerçekleştiren Salih Neccar’a ilişkin bir soru üzerine de Davutoğlu, şunları kaydetti:

“Salih Neccar ismi etrafında yapılan çalışmalar itibarıyla söylüyorum, çok açık bir şekilde terör olayının olduğu yerde bu parçalanan araçta elde edilen parmak ve o parmak izi üzerinden ulaşılan kişinin Türkiye’ye girişi esnasında verdiği kimlikle ilgilidir, bu açık kimlik bilgileriyle ilgili. Bu yapının nihayetinde YPG ile ilişkileri de tespit edildi. YPG’nin de Suriye rejimi ile ilişkisi çok açıktır. Nitekim bugün Suriye rejimi tarafından yapılan açıklamada, ‘YPG bizim bir birimimizdir’ ifadesi açık bir şekilde söyleniyor. Yine Suriye rejiminin Birleşmiş Milletler Temsilcisi açık şekilde ‘YPG bizim yetiştirdiğimiz, bizim desteklediğimiz bir örgüttür’ diyor. Yani bugün YPG kanlı bir terör örgütü olarak kanlı bir rejimin piyonu, uzantısı mahiyetinde faaliyet yapan bir örgüttür. Bunun şevk ve şüphe götürür tarafı yoktur. Bunun müttefiklerimizce de doğru anlaşılması ve doğru değerlendirilmesi icap eder. Bu anlamda YPG’nin Suriye rejimiyle ilişkisinde hiçbir tereddüt olmaması hasebiyle bu eylemi gerçekleştiren kişiyle YPG arasındaki irtibatlarda netleşmiş olması sebebiyle bütün bu irtibatların adresleri ve nihai referans noktaları ortaya çıkmış bulunmaktadır.”

Bir basın mensubunun, “Türkiye’ye parmak iziyle giren kişiler hem İstanbul hem de Ankara’da yapılan terör saldırılarının failleri olarak ortaya çıktılar. Giriş sisteminde yeni bir düzenleme yapmayı planlıyor musunuz” sorusu üzerine Davutoğlu, “Çok iyi bir kayıt sistemimiz var ki iki sene sonra bir olay olduğu anda bir küçük parmak parçasından ve o parmak izinin alınması suretiyle daha 24 saat geçmeden, kayıt işlemi üzerinden bu parmak izinin kime ait olduğu tespit edildi. Yani 2 milyon 600 bin mülteci barındıran bir ülkede eğer böylesine iyi işleyen bir kayıt sistemi olmasaydı muhtemelen ya biz bu sonuca hiç ulaşamazdık ya da çok uzun bir sürede ulaşabilirdik” diye konuştu.

Güvenlik İstihbarat Birimlerinin milyonlarca parmak izini tarayarak sonuca ulaştığını anımsatan Davutoğlu, “Bu konuda ‘delil var mı, yok mu?’ Delil parmak, parmak izinden daha güçlü bir delil dünyada keşfedilmedi. Alındığı parmak izi belli, olayda bir parmak birde kesik el bulundu, bunlar da belli, dolayısıyla burada teknik olarak alınması gereken bir tedbir alınmış, ulaşabiliyoruz. Ayrıca da bütün bu insan hareketlerinin filtrelendirilmesi, kontrol edilmesi, muhtemel suç unsuru olabilecek unsurların tespiti için de yoğun bir istihbarat çalışması yapılıyor” ifadelerini kullandı.

Terör örgütlerinin suçluları göndermediğini, tespit edilen isimlerinin hiç birinin suç kaydının olmadığını belirten Davutoğlu, Salih Neccar’ın 2014’te ülkeye giriş yaptığını dile getirdi.

Ülkeye girişinde de bir suçununun tespit edilmediğinin altını çizen Davutoğlu, “Daha önce tespit edilen bir suçu zaten olmuş olsa içeri sokulmaz. Bunların hepsi ne kadar kapsamlı bir saldırıyla karşı karşıya olduğumuzu gösteren deliller. Burada aracı bir yerden alıp, diğer yere götüren, aracı kiralayan kişiler için de aynı şey geçerli. Suç işlemediği takdirde birini bu anlamda takip etmeyeceğiniz veya göz altına almayacağınız için her bir terör olayı için neredeyse geçmişte sicilinde bunu gözükmeyen kişiler kullanarak bir perdeleme yapılıyor tabiri caizse. Bütün bunlara karşı da gerekli tedbirler alınıyor” değerlendirmesinde bulundu.

ANKARA’DAKİ TERÖR SALDIRISINI TAK’IN ÜSTLENMESİ

Ankara’daki terör saldırısını TAK (Kürdistan Özgürlük Şahinleri) isimli örgütün üstlendiğinin anımsatılması üzerine Davutoğlu, şunları kaydetti:

“Önce şunu sormak lazım; daha önce de zannediyorum Kumrular olayında TAK üstlendi ama anında üstlendi. Niye bu açıklamayı yapmak için 3 gün bekleme ihtiyacı hissettiler. TAK dediğiniz de ayrı bir örgüt değil, PKK’nın uzantısı bir örgüt. YPG de PKK’nın uzantısı bir örgüt. Yani TAK üstlenmiş olsa da bu YPG bağlantısını ortadan kaldırmaz. Niye üç gün bekliyor? Çünkü muhtemeldir ki bu terörü yapan kişinin bu kadar kısa sürede ortaya çıkarılacağını hesap edemediler ve bugün bu ortaya çıkarılınca o irtibatı yok etmek ve uluslararası alanda YPG’nin meşruiyetini dönük gölge düştüğü hissine kapıldıktan sonra ‘TAK’ diye bir örgüt, paravan bir örgüt, PKK ile irtibatlı bir örgüt bunu üstlendi. Acaba biz YPG’yi tespit etmemiş olsaydık, bütün dünyada bunları bilgilendirip YPG’nin gerçek yüzünü ortaya koymamış olsaydık, böyle bir üstlenmeyi yaparlar mıydı? Dikkat ediniz bunlar, hepsi aslında tek bir adresi gösteriyor, YPG’nin de TAK’ın da emir aldığı Kandil’i gösteriyor.”

Bundan sonra da Türkiye’nin canını yakan herkesi bu olayda olduğu gibi adalete teslim edeceklerini dile getiren Davutoğlu, bu suçluların hepsinin Türk Ceza Kanunu’nun gerektirdiği en üst cezayla adalet huzuruna çıkarılacağını, yargının nihai kararını vereceğini söyledi.

MÜTTEFİK ÜLKEDEN BEKLEDİĞİMİZ TEK ŞEY TÜRKİYE’Yİ SAVUNMASIDIR

ABD’nin YPG ve PYD konusundaki duruşuna ilişkin ise Davutoğlu, Suriye bağlamında her ülkenin farklı kanaatlerinin olabileceğini belirtti.

Başbakan Davutoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Suriye bağlamında, bizim tehdit olarak gördüğümüzü dost ülkeler görmeyebilirler, onların tehdit olarak gördüklerini de biz görmeyebiliriz. Bunlar hep istişareyle, birlikte konuşarak çözülecek konular. 5 yıl içinde de ABD ile de bu anlamda yakın bir işbirliğimiz oldu. Suriye’de çatışan gruplarla ilgili hep bilgileri birbirimizle paylaştık ve Suriye politikası bağlamında da bir koordinasyon yapmaya çalıştık. Bir görüş ayrılıkları varsa da gidermeye çalıştık, nihayet bu Suriye ile ilgili bir konudur.”

Konunun Türkiye’ye tehdit ve saldırı olması halinde işin değişeceğine dikkati çeken Davutoğlu, şöyle konuştu:

“Müttefik ülkeden beklediğimiz tek şey Türkiye’yi savunmasıdır. Suriye’deki görüş ayrılığının Türkiye’nin güvenliği söz konusu olduğunda, bu güvenlik anlayışına yansıtılmasını biz doğru bulmayız. Türkiye’nin güvenliği, Türkiye yönelik bir tehdit söz konusuysa, Ankara’da 28 vatandaşımızın canı söz konusuysa, bunu tartışma konusu yapmayız. Aynı Ankara, ABD Büyükelçiliğine yapılan bir terör saldırısıyla sarsılmıştı. O zaman ABD’ye dönük yapılan bu terör saldırısı konusunda Türkiye’nin nasıl açık bir tutum aldığı aşikardır. 11 Eylül sonrasında Afganistan’a teröre karşı mücadele etmek için birlikte giderken nasıl onların güvenlik kaygılarını gözetmişsek ve bir müttefik ülke olarak onlara yönelik tehditi, kendimize yönelmiş bir tehdit olarak görmüşsek ve 12 yıldır da şu anda da halen etkin olarak biz Afganistan’da bulunuyorsak ABD’den tartışmasız, amasız beklediğimiz tek şey, Türkiye’ye yönelik kim tehdit unsuru oluşturuyorsa ‘bu bize karşıdır’ deme anlayışı. Beklediğimiz tek şey, Türkiye ile ‘ama’sız bir dayanışma içinde olmaları. Suriye konusundaki görüş ayrılıklarımız giderilebilir ama Türkiye, hele Türkiye’nin 28 canı bugün bu saldırıyla kaybedilmişse, yüreğimize ateş düşmüşse, ben dün o yakınların çocuklarını gördüğümde, bağrıma bastığımda gözlerinde akan her bir yaşın hesabını sormak bizim hakkımızdır.”

Başbakan Davutoğlu, “ABD’den de bize dönük ‘acaba bunun arkasında YPG var mı’ diye sormaktansa YPG’ye dönüp ‘haddini bil Türkiye’ye dönük her saldırıyı biz, bize dönük yapılmış saldırı addederiz’ deme açıklığıdır” dedi.

Davutoğlu, dün Almanya Başbakanı Angela Merkel’le yaptığı görüşmede, Merkel’in çok açık bir şekilde destek beyanında bulunduğunu belirterek, Türkiye’ye taziye dileğinde bulunan ülkelere teşekkür etti.

Bir basın mensubunun Artvin’de faaliyete geçirilmesi planlanan maden ocağı çalışmalarına ilişkin tartışmalarla ilgili görüşlerini sorması üzerine Davutoğlu, yaşanan terör olayına rağmen Artvin’deki gelişmeleri yakından takip ettiklerini söyledi.

Türkiye’nin havasının, suyunun, taşının, toprağının, güneşinin 78 milyona emanet olduğunu vurgulayan Davutoğlu, “Gerek insan olarak Allah’ın lütfettiği zenginliklerin korunması gerek Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı yetkilileri olarak da Türkiye’nin her tarafındaki çevrenin korunması da bizim en asli görevlerimiz arasındadır. Seçim mitingi için gittiğimde de zikrettim, dünyanın en güzel coğrafyalarından biridir o yaylalar. O dağlar, o tepelerin korunması bizim için asli bir görevdir” diye konuştu.

Türkiye’nin doğal kaynak ve doğalgaz konusunda çok zengin olmadığını ama maden bakımından zenginliği bulunduğunu belirten Davutoğlu, bu zenginliğin yeterince kullanılmadığı konusunda da eleştirildiklerini ifade etti.

Ülkenin zenginliği için madenlerin değerlendirilmesi gerektiğinin altını çizen Davutoğlu, “Hepimizin üzerinde anlaşması gereken iki prensip olmalı. İster şu görüşte olalım, ister bu görüşte. İster çevreci olalım, ister enerji kaynaklarını kullanmaya dönük bir yaklaşım içinde olalım. Gelin şu iki konuda anlaşalım, bu ülkenin havasını, suyunu, taşını, toprağını hep beraber koruyacağız. Aynı şekilde bu ülkenin doğal kaynaklarının da ekonomiye katkı olarak gelmesi için hep beraber çalışacağız. Birbirleriyle çelişen tutumlarda değil illa birini diğerine tercih etme durumunda da değiliz” değerlendirmesinde bulundu.

Teknolojinin çok geliştiğini, artık yerin altındaki kaynağın çevreye zarar vermeden de çıkarılıp işlenebildiğine dikkati çeken Davutoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

“19. yüzyılın barbar sanayileşmesi gibi bir durumla karşı karşıya değiliz. 20’nci yüzyılda elektrik sektörüyle birlikte gelişen sanayiyle de karşı karşıya değiliz.Otomasyon dönemi de geçti. Birkaç gün önce Bilim Teknoloji Yüksek Kurulunda sanayi 4.0 üzerine konuştuk. Artık birçok şey çevreye zarar vermeden de yapılabiliyor. O zaman Artvin’deki yerel aktörlere de buradan sesleniyorum, Türkiye’nin genelindekine de…Hepsiyle konuşmaya hazırız. Bu projenin 2013’te başlayan ilk çalışmalardan bu yana da ciddi mesafeler alındı.”

Ankara’daki terör saldırısından bir gün sonra Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Berat Albayrak, Çevre ve Şehircilik Bakanı Fatma Güldemet Sarı, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik ve AK Parti Artvin Milletvekili İsrafil Kışla ile 3,5 saat süren bir toplantı gerçekleştirdiğini aktaran Davutoğlu, Bakanlara gerekli tedbirlerin alınması talimatını verdiğini söyledi.

İlgili firmanın 3-4 sene önce ihaleyle burayı aldığını söyleyen Davutoğlu, itirazlar sonrası Çevre ve Şehircilik Bakanlığının ikinci ÇED raporuyla bazı düzeltmeler yaptığını anlattı.

Projenin başta “açık galeri” şeklinde planlandığını ancak sonra çevreye zarar verebileceği gerekçesiyle “kapalı galeriye” geçildiğini kaydeden Davutoğlu, “Şimdi yerin altından bunu çıkaracağız ama yerin üstüne zarar gelmeyecek, bunun formülü. Bana aktarılan teknik bilgiler itibarıyla söylüyorum, ‘açık galeri’ olsaydı çevreye zarar verecekti, ben bunu görüyorum. Ama ikinci ÇED raporunda bunun kapalı galeriye dönmesi kararlaştırılmış ve açık galeri olması önlenerek çevre zararları bertaraf edilmiş” diye konuştu.

ÇEVRE ZARARLARI MİNİMİZE EDİLMİŞ HATTA YOK EDİLMİŞ

Davutoğlu, diğer önlemlerin de bakırın Cerattepe’de değil Murgul da işletmesi ve ağaç kaybı olmaması için cevherin teleferikle taşınması olduğunu belirtti.

“3 tedbirde alınmış bir şekilde çevre zararı minimize edilmiş hatta yok edilmiş durumda” ifadelerini kullanan Davutoğlu, diğer şehirlerde de başka madenlerin bulunduğunun altını çizdi.

Başbakan Davutoğlu, şöyle devam etti:

“Bütün bunlar yerin altında kalsın dokunmayalım’ derseniz bu sefer biz bütün bunları dışarıdan ithal etmek durumunda kalacağız, ihtiyaçları karşılayamayacağız ve zenginliğimizi dışarı ihraç edemeyeceğiz cari açık dahil birçok sıkıntı da doğacak. Dolayısıyla gelin Artvinlilere de sesleniyorum; bütün çevreci ya da enerji ağırlıklı olarak düşünen sivil toplum kuruluşlarına da bu iki prensipte anlaşalım. Çevreyi koruyacağız, yer altı zenginliğimizi de ekonomimize katkı olarak sunacağız. Bu ikisi uzlaşmaz hedefler değil. Bunları birlikte gerçekleştireceğimize inanıyorum. Burada olmaması gereken şey şu, ‘nasıl olsa bir fırsat bulduk, mademki Artvin’de böyle bir hassasiyet var. Dolayısıyla kamu düzenini de yok sayarak gidelim, orada bir provokasyon yapalım, hükümete de eleştiri yöneltelim, hükümeti de suçlayalım bu bir fırsattır’ diye düşünenler de varsa işte o fırsatçılara da taviz vermeyiz. Onun da bilinmesini isterim. Her şeyi konuşuruz ama böyle bir provokasyon çıkarmak kastıyla birisine bir şey yönelirse de Türkiye hukuk devleti gerekli tedbiri alır.”

Konuya ilişkin davanın devam ettiğini anımsatan Davutoğlu, dava neticelendiğinde yargı kararının gereğinin de yapılacağını söyledi.

Ama karar alınana kadar da gereken işlemlerin yapılacağını dile getiren Davutoğlu, “Herhangi bir aşamada bir zarar gelirse, işte bunu da taahhüt ediyorum. Ola ki bütün bu tedbirlerden sonra hala orada diyelim bir zarar o andan itibaren de Artvin’in yeşil dokusunu korumak boynumuzun borcudur, gerekli adımı o anda da atarız. Ama istismar edilmesine, provokasyonlara alet edilmesine de izin vermeyiz” değerlendirmesinde bulundu.

Bir cevap yazın