Başbakan Davutoğlu: “İnsanlığa en büyük ihanettir”

Başbakan Davutoğlu, “Suriye’nin kuzeyindeki terör yuvalanmalarına karşı mücadelemize başından beri karşı çıkanlar Ankara’daki terör saldırısı sonrasında artık gerçeği görmek zorundadır” dedi.

AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Ahmet Davutoğlu, AK Parti Grup Toplantısı’nda yaptığı konuşmada, bu haftanın herkesi derinden üzen bir olayın etkileriyle geçirildiğini, Çarşamba günü Ankara’da vahşi bir terör saldırısının gerçekleştirildiğini anımsattı.

“Bu saldırıyla canımız yandı, büyük acı, ızdırap duyduk” diyen Davutoğlu, bir kez daha patlamada hayatını kaybeden tüm vatandaşlara Allah’tan rahmet, yakınlarına başsağlığı, yaralılara acil şifalar diledi.

Davutoğlu, “Bütün şehitlerimizin yakınlarına bir takdirimi arz etmek istiyorum: Cuma günü yapılan törenlerde bütün şehitlerimizin yakınları, sivil memurlar, askeri personelin yakınları o derece vakur, kendinden emin, o derece kadere teslim olmuşlardı ki başları hiç öne eğilmedi. Acılarını, ızdıraplarını derinden hissettiklerini hepimiz gördük ama teröristleri sevindirmediler” diye konuştu.

“Bu acı olayı bize yaşatanlar, bu olay üzerinden başımızın öne eğilmesini beklerler. Biz başımızı hiç öne eğmedik, eğmiyoruz, eğmeyeceğiz” ifadesini kullanan Başbakan Davutoğlu, şunları kaydetti:

“Pazar günü de iki kahraman askerimizin, Doğukan ve Enes’in cenazelerinde de Doğukan kardeşimizin bütün Türkiye’ye seslenen mesajlarının etkisini gördük. Orada da babalar, aileler şöyle seslendiler: Kimse bağırıp haykırmasın, yas tutmasın, çünkü bu en büyük mertebedir… Ben bu aileleri, yakınlarını, hürmetle, muhabbetle ve takdirle selamlıyorum.

Bir millet zor günlerde böylesine bir vakur tavır takınmayı bir kültür haline getirmişse, bir millet zor günlerde omuz omuza vermeyi başarabilmişse, memleketi, vatanı dört bir cepheden, dört bir köşeden saldırıya uğradığı anda omuz omuza, gönül gönüle verebilmişse, o milletin iradesini kırmak mümkün değildir, bizim irademizi kıramayacaklar, irademizi etkileyemeyecekler. Bu milletin birliği ve beraberliği, bu vatanın bütünlüğü için her birimiz bugün tek tek bütün bir milletin temsili görevinde ve makamındayız. Allah birliğimizi, beraberliğimizi daim eylesin.

TERÖRLE MÜCADELE, ÇOK BOYUTLU ELE ALINMASI GEREKEN BİR MESELE
Ankara saldırısının ardından her türlü tedbirin alındığını ve soruşturmanın büyük bir titizlikle yürütülerek büyük ölçüde sonuca bağlandığını kaydeden Davutoğlu, bu saldırının ardından yapılan güvenlik toplantısında ülkeyi hedef alan iç ve dış terör ile alınacak tedbirlerin bütün boyutlarıyla gözden geçirdiklerini anımsattı.

Türkiye genelinde yapılan güvenlik değerlendirmelerinin bundan böyle her ilin özgün durumu göz önünde bulundurarak il bazında da yapılacağını belirten Davutoğlu, her ilin hassasiyet taşıyan güvenlik ihtiyaçlarını karşılamaya dönük çalışmaların yürütüldüğünü kaydetti.

Bu çerçevede Cumartesi günü Ankara’da yapılan geniş katılımlı güvenlik toplantısı neticesinde Ankara’ya has güvenlik anlayışı ve konseptini geliştirdiklerini söyleyen Davutoğlu, “Başkentin özelliklerini gözeten yeni bir güvenlik anlayışıyla meseleyi ele alıyor gerekli tedbirleri gözden geçiriyoruz. Ankara’nın huzur ve emniyeti için ne ihtiyaç varsa, ne teçhizat takviyesi yapılması gerekiyorsa bunu süratle yapacağız. Gerekiyorsa personel takviyesi yapacağız. Terörle mücadele, çok boyutlu ele alınması gereken bir mesele, hadiseye şümullü bir perspektifle bakmayı gerektiren bir mesele” dedi.

YPG-PKK İŞBİRLİĞİ ORTAYA KONDU
Emniyet birimlerinin hızlı ve etkin çalışmaları sonrasında olayın bütün boyutlarıyla açığa kavuşturulduğunu ve YPG-PKK işbirliğinin ortaya konulduğunu belirten Davutoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Suriye’nin kuzeyindeki terör yuvalanmalarına karşı mücadelemize başından beri karşı çıkanlar Ankara’daki terör saldırısı sonrasında artık gerçeği görmek zorundadır. PKK’dan talimat ve destek alan bu terör örgütünün Türkiye’ye yönelik terör faaliyetleri ayan ve beyan ortadadır. Eylemde kullanılan araba ve eylemi gerçekleştiren terörist üzerinde geriye dönük yapılan araştırmalar, içlerinde PKK ile yoğun ilişkileri de bulunan 21 kişilik bir terör şebekesini ortaya çıkarmış ve bu kişiler tümüyle yakalanmıştır. Kanıtlar çok açık ve net, ortada su götürmez bir gerçek var. Bu olay PKK-YPG işbirliği ile planlanmış ve gerçekleştirilmiştir. Ancak yine de bu bariz gerçeği bulandırmak için ellerinden geleni yapıyorlar. Bir kısmı YPG’yi aklamak için PKK’yı öne sürüyor. PKK’nın sözcüsü haline gelmiş bir partinin sözcüleri bunu yapıyorlar. Sayın Kılıçdaroğlu da bütün bu tartışmalar içinde bir de DAEŞ faktörünü ortaya koyarak dikkatleri başka yöne çekmek istiyor. Açık ve net söylüyorum: Türkiye’ye yönelik bu terör örgütlerinin hedefleri hepimiziz. Hepimiz de adı ve sanı ne olursa olsun, bu terör örgütlerine karşı birlikte olmak zorundayız. Bu saldırının sorumluluğunu PKK’nın alt bir örgütünün üstlenmesini bu yüzden istediler. İstediler ki YPG ve PYD uluslararası desteğini sürdürebilsin. İnternette basit bir taramayla bir erkek vesikalık fotoğrafı bulup gerçek fail olduğunu iddia ettikleri başka birinin yüzüne bu fotoğrafı montajladılar. Tabii bu montaj oyunu da hemen ortaya çıktı. Zihin bulandırmaya dönük bu acemi gayretler, bölücü terör örgütünün suçu üstlenerek YPG’yi temize çıkarmak taktiğini bütün açıklığıyla ortaya çıkarmıştır. Eğer böyle bir terör üstlenilecekse niye üç gün beklendi? Sadece ve sadece YPG’yi temize çıkarma çalışması var. Buna karşılık bizim sağlam kanıtlarımız, belgelerimiz ortada. İsteyen bütün devletlerle de bu belgeleri paylaştık. Zaten bunlar hırsız misali sabah akşam isim değiştirip duruyorlar. İsim değişince şeytani emellerini gizleyebileceklerini zannediyorlar. KCK’sı, PKK’sı, YPG’si, PYD’si, TAK’ı, PEJAK’ı, şusu busu, bunların hepsi aynı terör yapılanmasının farklı isimleridir. Sahipleri de kuklacıları da aynıdır. Bunların hepsi piyon örgütüdür. Bu örgütleri destekleyen ülkelerin artık gerçeklerle yüzleşmesi ve ikiyüzlü tavırları terk etmesi lazım.

Ülkemize yönelen bu güvenlik tehdidine bizim kayıtsız kalacağımızı düşünen varsa büyük bir yanılgının içindedir. Güney sınırlarımızda olan bitenleri, Türkiye karşıtı koalisyonu ve orada oynanan kirli oyunu yeniden bir seyirci gibi izlemeyeceğiz ve bu kirli oyunun sahiplerini, oyunun arkasındaki aktörleri deşifre edeceğiz, oyunun önündeki piyonları da gerektiği şekilde, uygun gördüğümüz vakitte, uygun gördüğümüz bir tarzda cezalandırmaya devam edeceğiz.”

Türkiye’nin yasa boğulduğunu vurgulayan Davutoğlu, “Çok hazindir ki TBMM çatısı altındaki 3 partinin imzaladığı teröre karşı ortak tavır içeren bildiriyi HDP imzalamadı” ifadesini kullandı.

Davutoğlu, HDP’nin, ipe un serdiğini, bahaneler uydurduğunu belirterek, “Ben de sizinle birlikte bu terörün karşısındayım. Bu cinayeti lanetliyorum” diyemediğini kaydetti. Söz konusu partinin “acılar, cinayetler karşısında bile meşru siyaset çizgisine gelemediğini, sırtlarını terör örgütüne dayadıklarının altını çizen Davutoğlu, teröre dayanarak siyaset yaptıkları için bu ortak bildiriye imza atamadığını” kaydetti.

MİLLETİMİZE AÇIKLAMA YAPMAK ZORUNDALAR
“Terörü kınayamamaları bir yana HDP’nin bir milletvekili, PKK’nın Ankara’da 28 insanımızın hayatına mal olan saldırıyı gerçekleştirdiği iddia ettiği terörist için taziyeye gitti” diyen Davutoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bunların, bu coğrafyanın kaderiyle de kederiyle de hiçbir bağları yok. Ne kaderimizde beraberler ne kederimizde beraberler. Bu ülkenin geçmişine de geleceğine de yabancılaşmış bunlar. Dünyanın hiçbir demokrasisinde böyle aymazlık, ikiyüzlülük olmaz. O partinin yetkilileri, bu konuda adım atacak mı? Ama görünen o ki aralarında bir iş bölümü yapmışlar. Birileri sözüm ona kınayacak, arada saz çalacak, şirin görünecek, birileri de katillerin yanında saf tuttuğunu alenen gösterecek, Kürtlerin ve Türklerin kanı üzerinden siyaset yapacak.

Biz AK Parti olarak başından beri bu ikiyüzlülüğe, sahtekarlığa karşı çıktık. Bu yüzden bunları eleştirdik, deşifre ettik ve karşı durduk. İnanıyorum ki o partiye oy veren herkes, bütün vatandaşlarımız bir kez daha muhasebesini yapmıştır. Kürt’üyle, Türk’üyle, Arap’ıyla, Laz’ıyla, Çerkez’iyle bu ülkeye gönülden bağlı hiçbir vatandaşımız, vicdan sahibi hiç kimse, hiçbir insan evladı, helal süt emmiş hiçbir insan teröre, cinayete sempatiyle bakamaz. 28 canımızın cenaze törenleri yapılırken, o teröriste taziyede bulunamaz. Çünkü bunlar kötülükten, kandan, gözyaşından besleniyorlar. Bu partinin yetkili organları, bu konuda milletimize bir açıklama yapmak zorundalar. Bir intihar bombacısının, kan dökmüş, eli kanlı bir katilin taziyesine katılmak, onu  saygıyla anmak, insanlığa karşı yapılabilecek en büyük ihanettir. Bunların ne yapmaya çalıştığını açıkça görüyoruz. Milletimizin yasıyla, onuruyla dalga geçiyorlar. İsteyerek, bilerek provokasyon yapıyorlar. Tek bir dertleri ve amaçları var; açıkça bu ülkede çatışma çıkarmanın gayreti içindeler. Etnik bir kutuplaşma oluşturma çabası içindeler. Türkiye, bu oyuna gelmeyecek ama hukuk içinde de bunların hesabını da birer birer hepsinden soracaktır.”

BİR SANİYE BİLE ÇALIŞMALARINA ARA VERMEYECEK
Başbakan Davutoğlu, terör olayı gerçekleştiğinde, TBMM Genel Kurulu’nun çalıştığına işaret ederek, bu çalışmayı kesintisiz sürdüren bütün arkadaşlarına teşekkürü borç bildiğini söyledi.

Davutoğlu, AK Parti Grup Başkanvekili Naci Bostancı’nın olaydan sonra kendisini aradığını, Meclis’in ara vermesinin uygun olup olmayacağını istişare ettiklerini anlattı. Davutoğlu, Bostancı’ya,  “Teröristlerin oyununa gelmeyeceğiz. Meclis’in yakınında dahi olsa, bu saldırı sonrasında TBMM değil bir gün, bir saat, bir dakika, bir saniye dahi çalışmalarına ara vermeyecek” dediğini aktardı.

Bu Meclisin, düşman Polatlı önlerine geldiğinde, top sesleri duyulurken de çalışmalarına devam ettiğine dikkati çeken Davutoğlu, “Bu Meclis, düşman, terör saldırısı söz konusu olduğunda milletin nihai olarak müracaat mercidir. Ne olursa olsun, biz iktidardayken, biz bu Mecliste çoğunluğa sahipken, hiçbir güç, Meclisin bir dakika dahi çalışmasına ara vermesine sebep olamayacaktır. Bu kararımızı destekleyen partilere de teşekkürü borç biliyorum. Ne olursa olsun sizler çalışmalarınızı yürüteceksiniz. Bizler Meclisi her halukarda açık tutacak, her şartta milletin sesi olmaya devam edeceğiz” diye konuştu.

SURİYE’NİN KUZEYİNDEKİ TERÖR YUVALANMASI
Davutoğlu, hükümet olarak görevlerinin bilincinde, sorumluluklarının farkında olduklarını dile getirdi.

Sınırlarındaki her gelişmeyi dikkatle takip ettiklerini bildiren Davutoğlu, Suriye’nin kuzeyindeki terör yuvalanması hakkında tutumlarının açık, net olduğunu vurguladı.

Suriye’nin kuzeyinde çok açık bir oyun oynandığını belirten Davutoğlu, “Rusya, rejim, DAEŞ, YPG’nin el ele tutuşup, Türkiye’nin güney sınırında bir terör kuşağı, terör yapılanması kurmak istediğini” söyledi.

Davutoğlu, Türkiye’yi bir terör yapılanmasıyla sınır komşusu haline getirmeye yönelik tüm bu oyunların farkında olduklarını, buna izin vermeyeceklerinin altını çizdi. Davutoğlu, şunları kaydetti:

“Türkiye’nin, ulusal güvenliğini korumak için bir an olsun tereddüde düşmeyiz, bir an olsun kararsızlık göstermeyiz. Bu ülkenin ulusal güvenliği, tüm çıkarların, dengelerin, ortaklıkların üzerindedir. Bu konuda kimseden izin almaz, kimseye herhangi bir şekilde operasyon ve harekat gerekiyorsa hesap vermeyiz. Gerek şehirlerimizde yürüttüğümüz operasyonlar, gerekse Suriye’de ortaya koyduğumuz  son derece açık ve nettir. Bu kararlılık sürecektir. Biz bunlar gibi mezhepçi, etnikçi siyaset gütmedik, gütmüyoruz, gütmeyeceğiz. Bin yıllık devlet geleneğimizde, binlerce yıllık millet geleneğimizde böyle adetlere, böyle sapmalara yer yoktur. Bu coğrafyada Kürtlerin de, Ezidilerin de Arapların da, Türkmenlerin de en büyük dostu Türkiye’dir. Biz kardeşliğimize gölge düşürecek hareket içinde olmayız. İnanıyorum ki bu süreç içinde yaşananlar, bizi birbirimize daha sıkı bağlayacak. Onlar önümüzde engeller çıkaracak biz o engelleri azimle aşacağız. Onlar bizi ayrıştırmaya çalışacak, biz muhabbetle kucaklaşacağız.”

5 YILDIR HER GÜN BU SINAVI VERİYORUZ
Davutoğlu, teröre karşı ikiyüzlü tavır alanların, Suriyeli mültecilerin yaşadıkları acılara da duyarsız kaldığını dile getirdi. Başbakan Davutoğlu, evlerini, yurtlarını terk etmek zorunda kalarak, umutla Avrupa’ya göç eden Suriyelilere bu ülkede yapılan baskı, tutumların yürek acıtıcı olduğunu söyledi.

Davutoğlu, sözlerini, “Bu yönetimler, bu kardeşlerimizin maruz kaldığı, taciz ve nefret suçlarının da sorumlularıdır” şeklinde sürdürdü.

Avrupa’nın ortasında mültecilere yönelik taciz haberlerinin geldiğini anımsatan Davutoğlu, Suriyelilerin, naylondan çatırlarda kaldığına, son derece sağlıksız ortamlarda açlık, hastalıkla mücadele ettiklerine dair görüntülerin olduğunu anlattı.

Davutoğlu, Avrupa’nın sınavda olduğunu vurgulayarak şu değerlendirmelerde bulundu:

“Biz 5 yıldır, her gün bu sınavı veriyoruz. Rabbimizin huzuruna, tarihin huzuruna ak alınla çıkıyoruz. Onlar ise bu sınavlarını daha ilk aşamasında kaybediyorlar. Biz belki onlar kadar zengin değiliz, onlar kadar imkanlara sahip değiliz ama bizim yüreğimiz, gönlümüz zengin, irfanımız, hikmetimiz, misafirperverliğimiz zengin. Allah bizi bu zenginliklerden mahrum eylemesin. Fakirliği, yoksulluğu politikalarla aşabilirsiniz ama gönül yoksulluğunu aşmak mümkün değildir. Biz gönlümüzün zenginliğini bütün insanlara sunmaya devam edeceğiz. Şu anda dahi Sayın Cumhurbaşkanımız, İstanbul’da Somali formunda, Somali’ye yaptığımız hizmetleri gelenlere anlatıyor.”

Bir destan yazdıklarını belirten Davutoğlu, 13 yıl içinde  Somali’den Filistin’e, Bosna’dan Mynmar’a, Suriye’den Irak’ın her köşesine kadar yazdıkları insanlık destanını ileride okuyanların, şükran duyacağını anlattı. Davutoğlu, sadece bu destanın öne çıkan isimlerini değil, bu destanın her bir ferdini tarihin yazacağını, şükranla anacağını ifade etti.

AVRUPA’NIN DÜŞTÜĞÜ DURUM İÇLER ACISI
Davutoğlu, “insanlığın son kalesi olan Türkiye Cumhuriyeti devletini, bu kalenin son burcu olan AK Parti’yi ayakta tutan kadrolara şükranlarını sunduğunu” söyledi.

Avrupa’nın, 21. yüzyılda düştüğü durumun içler acısı olduğuna işaret eden Başbakan Davutoğlu, “Avrupa tarihine kara sayfa olarak geçecek bu günler, bizim için ak tarih sayfalarının günleri olacak. Avrupa’da bunlar yaşanırken, bazı şehirlerinde kendi nüfusundan fazla sığınmacı ağırlayan Türkiye, dünyaya örnek olmaya devam ediyor. Olumsuz toplumsal olaylar yaşanmadan, kendi nüfusundan daha fazla Suriyeli kardeşimizi misafir eden Kilis şehrimizin bugün Nobel’e adaylığı konuşuluyor. Kilis’e bir selam gönderelim. Sadece Kilis’e değil bütün sınıra mücavir şehirlerimize, oranın muhterem halkına teşekkürü borç biliyoruz” dedi.

AK PARTİ, TÜRKİYE’NİN HER KÖŞESİNDE SİYASET YAPAN TEK PARTİ
Davutoğlu, AK Parti’nin hem bugünlerin teminatı hem de yegane gelecek umudu olduğunu söyledi. AK Parti’nin milletle bütünleşerek, milletin ruhundan, ülkenin vicdanından çıkmış bir hareket olduğunu belirten Davutoğlu, “AK Parti her zaman söylediğimiz gibi konjonktürel şartlarda çıkmış sıradan bir siyasi parti değildir, asırların derinliğinden gelen köklü bir gönül hareketidir” ifadesini kullandı.

Siyasetlerinin temelinde milletle hemhal olmanın, vatandaşın isteğini yapmanın bulunduğunu vurgulayan Davutoğlu, “Bu yüzdendir ki AK Parti Türkiye’nin her köşesinde siyaset yapan tek partidir. AK Parti aynı zamanda siyasetinde Türkiye’nin her köşesini, her vatandaşını, her bölgesini temsil etmeyi ilke edinmiş tek partidir” diye konuştu.

AK Parti’nin, kendisine oy verenler kadar oy vermeyenlerin meselelerini de kendi meselesi bilen bir parti olduğunu belirten Davutoğlu, “Biz Türkiye’yi bütün renkleriyle, bütün zenginlikleriyle, bütün farklılıklarıyla seviyoruz, kucaklıyoruz” dedi.

Davutoğlu, AK Parti’nin hiçbir zaman millete sırtını dönen, milletin rızasının dışına çıkan bir hareket olmadığını ve olmayacağını bildirdi.

BÜYÜK BİR KALKINMA HAMLESİ GERÇEKLEŞTİRDİK
AK Parti’nin 2001 yılında herkes için demokrasi, herkes için adalet istemiyle kurucu genel başkanları Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan öncülüğünde yola çıktığına işaret eden Davutoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Dokunulmaz tabulara dokunduk, aşılmaz zannedilen engelleri, barikatları aştık geliyoruz. Akıl almaz yasakları rafa kaldırdık. ‘Herkesin yüzü gülecek, herkes huzuru yaşayacak’ dedik, herkesin yüzü güldü. Bölgeler arası kalkınmada adalet ilkesini hayata geçirdik. Demokrasimiz geliştikçe vatandaş ile devlet arasındaki ihtilaf alanları azaldıkça Türkiye ekonomisi şaha kalktı. Demokrasiyle, hukukla, adaletle, merhametle zenginleştik. Biz vatandaşımıza güvendik, vatandaşımız bize güvendi. Gönüller mamur oldukça şehirler mamur oldu. Toplumsal barış mümkün oldukça huzur büyüdü, gelişti. Bu süre zarfında sadece 130 milyar dolar olan milli gelirimiz 800 milyar dolar seviyesine çıktı. İhracatımız 36 milyar dolardan 145 milyar dolar seviyesine çıktı. Yollarımız, hastanelerimiz, okullarımız, üniversitelerimizle Türkiye’nin dört bir yanında büyük bir kalkınma hamlesi gerçekleştirdik. Biz milletimizin her bir ferdinin sevincinden sevinç, üzüntüsünden üzüntü duyan bir hareketiz ve öyle olmaya devam edeceğiz.”

ONLARIN DERDİ KAOS ÇIKARMAK
Terör baronları ve onların siyasi uzantılarının kendilerini kirli bir terör girdabına çekme çabası içinde olduğuna dikkati çeken Davutoğlu, şöyle devam etti:

“Devlet tekrar eski zaaf günlerine dönsün istiyorlar. Onların derdi, milletin huzuru, istikrarı ve mutluluğu değil, onların derdi çatışma ve kaos çıkarmak. Bu sayede kendi dar örgüt çıkarlarını daha rahat hayata geçireceklerini zannediyorlar. Biz Doğu ve Güney Doğu bölgelerimize hizmet getirmek için, yatırımlar yapmak için seferber olunca terörün arkasındaki odaklar rahatsız oldu. ‘Bölge kalkınırsa, bölge halkı rahatlarsa Van, Diyarbakır, Mardin ve diğer illerimiz zenginleşirse bize orada ekmek kalmaz’ dediler. İşte onun için şehirleri ateşe veriyorlar, onun için çoluk çocuk ayırımı yapmadan sivilleri öldürüyorlar, onun için can alıyor, onun kan döküyor, şehirleri talan ediyorlar.”

Başbakan Davutoğlu, terörün en büyük zararı bu bölgede yaşayan insanlara verdiğini belirterek, “Ama şundan emin olsunlar ki bu milletin kardeşliğini bozamayacak, Türkiye’nin önünü kesemeyecekler” dedi.

Teröre asla izin veremeyeceklerini bir kez daha yineleyen Davutoğlu, “Terör bitinceye, silahlar bırakılıncaya kadar mücadelemizi sürdüreceğiz. Bu milletin canına, birliğine, dirliğine kastedenler mutlaka adalete hesap verecekler. Ama bizi demokrasiden, hukuktan, adaletten ve hep beraber insanca yaşayacağımız bir Türkiye hedefine yürümekten asla vazgeçiremeyecekler” ifadesini kullandı.

Birlik, Huzur ve Demokrasi Eylem Planı doğrultusunda terörden zarar gören vatandaşlar için gereken her türlü desteği sağladıklarına işaret eden Davutoğlu, kısa sürede bölgede hayatı normal seyrine döndüreceklerini bildirdi.

Ankara’da yaşanan son terör saldırısı dolayısıyla geçtiğimiz hafta sonu yapacağı Van ziyaretini gerçekleştiremediğine değinen Davutoğlu, en kısa zamanda bu ziyareti yapacağını söyledi.

Terörle mücadelede çok önemli mesafeler alındığını ve nihai hedeflerine ulaşmakta da kararlı olduklarını belirten Davutoğlu, “Bunu yaparken meşruiyetten, hukuktan, demokratik hak ve özgürlüklerden asla taviz vermeyeceğiz. Tek hedefimiz terörü ortadan kaldırmaktır. Bölgede terörist hedeflerce baskı ve zulme uğrayan insanlarımızı huzura kavuşturacağız. Bu ülkede terörün asla bir geleceği olmayacak, asla terör bu ülkeye hakim olamayacak, bunu da herkesin çok iyi bilmesi lazım” ifadesini kullandı.

Davutoğlu, bölge insanın terörden çok yorulduğunu vurgulayarak, teröre destek vermeyen, elinde silah olmayan herkesle tek tek konuşacaklarını ve barışı, huzuru tesis edeceklerini dile getirdi.

SORUNLARIN KAYNAĞINDA BU ANLAYIŞ YATMAKTADIR
Davutoğlu, 14 yıldır gerçekleştirdikleri yatırım reformlarının artık bir üst noktaya taşınması zamanının geldiğini bildirdi.

Başbakan Davutoğlu, şu ifadeleri kullandı:

“Bunun bir yolu da yeni bir anayasa yapmaktan geçiyor. Mevcut anayasamız hem ruhu hem lafzı hem de mantığıyla bir bütün şeklinde değişmesi gereken bir anayasadır. Bu toplumun ihtiyaçlarını karşılamaktan uzak, millete rağmen hazırlanmış bir darbe dönemi anayasasıdır. Çoğulculuğu tehdit, özgürlüğü risk gibi gören bir anlayışın eseridir. Bugün yaşadığımız sorunların birçoğunun kaynağında bu anlayış, bu zihniyet yatmaktadır ve hayata geçirildiği günden bu yana tartışılan, hep eleştirilen bir anayasa olmuştur. Tüm toplumsal kesimlerimiz de bu anayasanın mutlaka değiştirilmesi gerektiğini ifade ediyor. Bu konuda kimsenin tereddüdü yok. Bu anlayış değişmediği sürece, sorunların çözümünde atacağımız adımlar yeterli sonuca ulaşmayacaktır.”

TBMM’nin 26. Dönem milletvekillerinin en önemli görevinin, milletin anayasa talebine cevap vermek olduğunu belirten Davutoğlu, “1 Kasım’da seçime giderken tüm partiler beyannamelerinde bu sözü vermiştir. 2011 seçimlerinden sonra da bu doğrultuda bir girişimimiz olmuş ve maalesef akamete uğramıştır. Meclis’in meşruiyeti sorgulanarak, ‘Bu Meclis anayasa yapamaz’ diyenler bile olmuştur. 25 ay süren çalışmalar maalesef olumlu bir sonuç üretemedi. Maalesef Türkiye o günden bugüne tam 5 yıl kaybetti” diye konuştu.

Bu Meclisin yeni anayasa yapacak temsile de meşruiyete de sahip olduğunu vurgulayan Davutoğlu, “Kim derse ki ‘Bu Meclis anayasa yapamaz’, o kişi demokrasiden de, o kişi milli iradeden de anlamıyor demektir. Her biriniz ayağa kalkıp, ‘Biz milletten aldığımız iradeyle yeni bir anayasa yapacağız’ diye gür bir sesle haykırmalısınız. ‘Kimse bahane aramasın, artık milletimize verdiğimiz söz yerine getirilsin’ dedik, sonrasında da bütün partilerimizi ziyaret ederek yeni anayasa yazım sürecini başlattık” dedi.

CHP VE CHP ARKASINDAKİ ZİHNİYET AYAK DİRİYOR
Davutoğlu, TBMM Başkanı’nın çağrısı üzerine Mecliste temsil edilen partilerin eşit üye katılımıyla anayasa komisyonunun çalışmalarına başladığını anımsatarak, şunları kaydetti:

“Ancak daha sürecin başında anayasa komisyonunu sabote eden girişimler tekrar zuhur etti. Üzülerek ifade edeyim ki malesef bu CHP değişmiyor, galiba hiç değişmeyecek. Çünkü Sayın Kılıçdaroğlu ile yaptığımız görüşmede anayasayı değiştirme irademizi ortaya koşmuş ve her bir konuda hiçbir ön şart olmadan konuşma ilkesini benimsemiştik. ‘İsteyen istediğini söylesin ama komisyon toplansın ve en doğruyu bulmak için birlikte hareket etsin’ demiştik. Fakat son tavırları bu ilkesel yaklaşıma açık bir çelişki teşkil ediyor. Ne zaman ülke olarak üstümüzdeki ağırlıkları atmak istesek, ne zaman bunu atmak için bir irade ortaya koysak, CHP ve CHP arkasındaki zihniyet ayak diriyor ve eski Türkiye’nin vesayet sistemini savunuyor. Ancak sistem o kadar savunulamaz hale geldi ki CHP’liler bile bunu açıktan söyleyemiyorlar. Bunun yerine dolaylı yollarla uzlaşmayı sabote eden tavırlar sergiliyorlar. Topluma verdikleri sözü ve bu konuda oluşan talebi yok sayamadıkları için bahaneler uyduruyorlar.”

Davutoğlu, yeni anayasanın her dört partinin iştirak ettiği yüksek düzeyli temsille yazılmasını tercih ettiklerini belirtti.

CHP’nin komisyona katılmaktan imtina etmesi halinde, diğer iki partiyle oluşturacakları komisyonla da Türkiye’nin ihtiyaç duyduğu yeni anayasanın yazılabileceğine ve bu anayasanın da hiçbir meşruiyet açığına sahip olmayacağına inandıklarını ifade eden Başbakan Davutoğlu, “Bu çerçevede partilere çağrım, uzlaşma perspektifini koruyarak, Türkiye’ye yakışan demokratik ve özgürlükçü yeni bir anayasanın hazırlanması için bu tarihi sorumluluğa ortak olmalarıdır” diye konuştu.

Başbakan Davutoğlu, bu meselenin bir partinin meselesi olmadığını vurgulayarak, şunları söyledi:

“Bölgemizin içinden geçtiği şu zor dönemde, Türkiye’nin krizlerle ve meydan okumalarla etkin bir şekilde baş edebilmesi için gerekli adımları atmak durumundayız. Bu ülke için siyaset yaptığı iddiasını taşıyan her partinin samimiyetle bu çabanın içinde olması lazım. Buna aksi bir tutum içinde olanlar bunun hesabını bu millete veremezler. Bütün bu samimi çağrılarımıza ve iyi niyetli çabalarımıza rağmen, siyasi partilerimiz yeni anayasa konusunda uzlaşmaya varamazlarsa, biz AK Parti olarak millete verdiğimiz yeni anayasa sözünü yerine getirmekte kararlıyız. Biz sonuna karar kararlılıkla çabalarımızı sürdüreceğiz ve inanıyorum ki Türkiye ve milletimiz için en hayırlı sonuca ulaşacağız. Tek başımıza kalsak da Allah’ın izni ve yardımıyla ve milletimizin desteğiyle Türkiye’ye ihtiyaç duyduğu yeni anayasayı kazandıracağız. AK Parti, bütün kadrolarıyla ve en güçlü iradesiyle bu uğurda çalışacaktır.”

Hükümet olarak bir yandan içeride ve dışarıda teröre karşı mücadele ettiklerini, Türkiye’nin hedeflerini gerçekleştirmek üzere çalışmalarını sürdürdüklerini anlatan Başbakan Davutoğlu, konuşmasına şöyle devam etti:

“Terörün gündemimizi esir almasına izin vermedik, vermeyeceğiz. Ülkenin ihtiyacı olan her adımı atıyor, bundan hiç bir vatandaşımızın olumsuz anlamda etkilenmemesi için büyük bir özen gösteriyoruz. Seçim öncesi vatandaşlarımıza verdiğimiz sözleri yerine getirmek üzere icraatlarımızı bir bir hayata geçiriyor, reform üstüne reform yapıyoruz. Her grup toplantımız sizler üzerinden milletimize hesap verme toplantılarımızdır.”

20 REFORMDAN 10’UNU, 44 VAATTEN  33’ÜNÜ TAMAMLADIK
Başbakan Davutoğlu, hazırladıkları eylem planında üç ay içinde gerçekleşmesini öngördükleri 20 reformdan 10’unu, 44 vaatten de 33’ünü iki ayda tamamladıklarını bildirdi.

Meclis’e sevk ettikleriyle iki ayda, üç aylık reformların yüzde 50’sini, vaatlerin ise yüzde 75’ini hayata geçirdiklerini kaydeden Davutoğlu, “Bunlar da sizin Meclis’e gece gündüz çalışmalarınızın büyük bir katkısı var, hepinize teşekkür ediyorum. Allah bütün bu emeklerinizin karşılığını en güzel şekilde versin” dedi.

Ahmet Davutoğlu, gelecek bir ay içinde de geriye kalan bütün vaat ve reformları hayata geçireceklerini belirtti.

Bu çerçevede gelecek günlerde reformlara devam edeceklerine işaret eden Davutoğlu, Siyasi Etik Kanunu’nu, siyasetin finansmanında şeffaflığın artırılması, cemevlerine hukuki statü tanınması, Roman vatandaşların sorunlarının çözümüne yönelik adımlar atılması, darbe dönemlerinden kalan anti demokratik hükümlerin mevzuattan kaldırılması ve asli işlerde çalışan taşeronların istihdamı gibi konulardaki reformları Meclis’e sevk etmeyi hedeflediklerini bildirdi.

Başbakan Davutoğlu, bir yandan 1 Kasım’dan önce millete verdikleri sözleri yerine getirmeye çalışırken, bir yandan da gelişen ihtiyaçlara göre yeni eylem planları hazırladıklarını ve büyük bir kararlılıkla bunları hayata geçirdiklerini söyledi.

EYLEM PLANININ UYGULANMASINI TAKİP EDİYORUZ
Bu çerçevede terörle etkin mücadele etmek ve vatandaşların terörden kaynaklı mağduriyetlerini gidermek üzere, 5 Şubat’ta 10 maddelik birlik, huzur ve demokrasi eylem planını kamuoyuyla paylaştıklarını ifade eden Davutoğlu, bu eylem planının uygulanmasını gün be gün takip ettiklerini kaydetti.

Dün de bölgede yaşanan sorunların olumsuz etkilediği turizm sektörüne destek olmak amacıyla 9 maddelik turizm acil eylem planını açıkladığını anımsatan Davutoğlu, “Bir süredir yurt dışında Türk turizmini baltalamaya yönelik kara propaganda yürütülüyor. Maalesef yurt içinde de bu kara propagandaya alet olan ve malzeme üretenler var. Buradan açıkça ifade ediyorum: Bütün bu iddiaların gerçeklikle en ufak bir ilgisi yoktur. Dileyen herkes gönül rahatlığıyla gelip ülkemizi gezebilir, burada tatilini yapabilir. Biz ülkemizi ziyaret eden bütün turistleri misafirimiz kabul ediyoruz. Her misafirimize geleneksel Türk misafirperverliğini göstermekten de kimsenin şüphesi olmasın” diye konuştu.

Başbakan Davutoğlu, Hükümet olarak, turizm sektörünün yaşanan olumsuzluklardan zarar görmemesi için büyük gayret gösterdiklerini söyledi.

TURİZM SEKTÖRÜNE HİBE DESTEĞİ
Turizm eylem planı doğrultusunda turizm sektörüne doğrudan 255 milyon TL hibe desteği sağlamaya karar verdiklerini vurgulayan Davutoğlu, sektörün 288 milyon TL’lik ödemelerini ertelediklerini, bunun ödemesini de 3 yıla yayarak ödeme kolaylığı getirdiklerini bildirdi. Ahmet Davutoğlu, eylem planını özetle anlattı.

Başbakan Davutoğlu, hızlıca hayata geçirilecek bu paketin, turizm sektörünün başarılı bir sezon geçirmesine önemli katkılar sağlayacağını söyleyerek, Hükümet olarak, Türkiye’nin ihtiyacı olan bütün reformları, adımları adım adım gerçeğe dönüştürmeye bundan sonra da devam edeceklerine işaret etti.

Hayırlı bir gün olan cuma günü 2016 bütçesinin TBMM Genel Kurulu görüşmelerine başlanacağını anımsatan Davutoğlu, yoğun bir emek sarf ederek bütçeyi Genel Kurul’a intikal ettiren Plan ve Bütçe Komisyonu üyelerine teşekkür etti.

Başbakan Davutoğlu, ekonomide istikrarın korunması ve kalkınmanın artan bir ivmeyle devamı için büyük bir dikkat ve titizlik gösterdiklerini belirtti.

Üçüncü köprü ve üçüncü havaalanı gibi dev yatırımların planlandığı şekilde hızla tamamlandığını ifade eden Davutoğlu, “Türkiye’nin büyümede hız keseceğine inanmak isteyenleri yine hayal kırıklığı bekliyor. Türkiye bu zor günleri aşacak ve insanlarımız el ele, gönül gönüle geleceğe yürüyecek. Buna canı gönülden inanıyoruz, bu yolda da azim ve kararlılıkla gayretlerimizi sürdürüyoruz. Allah bu milletin yolunu da bahtını da açık etsin. Allah bizi bu milletin karşısına hep böyle ak alınlarla, ak yazmalarla çıkarmayı nasip eylesin” dedi.

Davutoğlu, Anayasa Mutabakat Komisyonu ile ilgili gelişmelere değinerek, “Müzakere etmek için oturulan bir masaya kendi taleplerini dayatarak oturdular ve komisyona katılmalarını bu ön şartlarının kabul edilmesi şartına bağladılar. Bizim anlaşmamız hiçbir ön şart olmadan tam bir açık yüreklilikle her şeyi tartışmaktı. Ama onlar kendi ön şartlarını masaya bir dayatma şeklinde getirdiler” ifadesini kullandı.

Başbakan Davutoğlu, “Meclis’te temsil edilen 4 partinin temsilcilerinden oluşan bir masaya hiçbir partinin ön şartlarla gelmesi düşünülemez. O masa adı üstünde bir uzlaşma masasıdır, ortak akla ulaşmak için bir arayış masasıdır” diye konuştu.

Davutoğlu, sözlerine şöyle devam etti:
“Sayın Kılıçdaroğlu’na göre komisyonun adı, ‘Türkiye’yi Darbe Hukukundan Arındırma Komisyonu’ olmalıymış. Bakın, içinde anayasa geçmiyor. Darbe Hukukundan Arındırma Komisyonu. Güzel. Dolayısıyla komisyon, anayasa yazımından önce bu konuya mesai harcamalıymış. Bunu bahane ederek masadan kalktıkları günün sabahı, yine bu kürsüde geçtiğimiz Salı günü CHP’nin bu kurnazlığını, bu oyunbozanlığını öngörerek, kendilerini samimi olmaya davet etmiş ve bir çağrıda bulunmuştum. Öğleden sonra komisyon toplanacaktı, önce size hitap ettim ve CHP’nin zihnindeki oyun planını gördüğümüz için bir davetle bu oyun planının anayasayı engelleyen yönünü ortadan kaldırmaya çalıştık. O zaman demiştik ki ‘Hukukumuzdan darbe izlerini silmeye yönelik sağlam bir irademiz ve yürüyen bir çalışmamız var. Siz de darbe hukukundan bu ülkeyi arındırmak istiyorsanız, bu konuda samimiyseniz gelin hemen bugün, bu amaçla ayrı bir çalışma grubu oluşturalım ve kısa sürede ülkemizi darbe hukukundan arındıralım. Darbe hukukunu, anayasanın önünde bir engel olmaktan çıkaralım. İki kanatlı bir yürüyüşle bir taraftan darbe hukukundan ülkemizi arındıralım, diğer taraftan anayasamızı yapalım. Anayasa yazımı için kurulan komisyona da asli işinden ayrı bir iş biçmeyelim’ demiştik. CHP maalesef bu çağrıya samimi ve yapıcı bir yanıt vermek yerine, kendi önerisini, Anayasa Komisyonunu dağıtma gerekçesi kılmayı tercih etti.”

Başbakan Davutoğlu, “CHP daha yeni yeni darbeci zihniyetin hukuki ve idari sistem üzerindeki etkisini keşfetti ama biz sistemimizden darbeci unsurları ayıklamak için öteden beri çaba gösteriyoruz. AK Parti, darbecilere rağmen iktidara gelmiştir, darbecilere rağmen iktidarını sürdürmüştür ve darbecilere rağmen milletle beraber yürümeye devam edecektir” diye konuştu.

Darbeci zihniyetten izler taşıdığı gerekçesiyle 2007 yılında bin 85, 2010 yılında da 17 genelgeyi kaldırdıklarını anımsatan Davutoğlu, “Yani darbeci hukuku, Sayın Kılıçdaroğlu yeni fark ediyor. Her şeyi geç farkettiği gibi darbeci hukuku da yeni keşfetmiş. Biz ise 2007 yılında bin 85 darbe dönemi genelgesini tedavülden kaldırdık” değerlendirmesinde bulundu.

ONLAR BUNUN LAFINI EDERKEN BİZ YOL ALIYORUZ
Ayrıca Hükümetin eylem planında, 3 ay içinde, 21 Mart’a kadar, darbe dönemlerinden kalma mevzuatın gözden geçirilerek, antidemokratik hükümlerinin kaldırılması için çalışmaya başlamayı taahhüt ettiklerini anımsatan Başbakan Davutoğlu, “Bizim hükümet programımızda, eylem planımızda olan budur. Bu doğrultuda oluşturduğumuz çalışma heyeti, darbe döneminde yasalaşan 457 kanun ile 35 kanun hükmünde kararnameyi taramış ve yapılması gereken değişiklikleri belirlemiş bulunuyor” dedi.

Davutoğlu, değerlendirmelerine şöyle devam etti:
“Yani onlar bunun lafını ederken biz yol alıyoruz. Ayrıca aynı heyet, darbe dönemleri haricindeki kanunlarda yer alan antidemokratik hükümleri tespit etmek üzere 855 kanunu da taramış durumda. Bu konudaki çalışmalarımız çok kısa sürede tamamlanacak ve Genel Kurul’a sunulacak. Buradan benzer bir çalışma yürüttüğünü ve bu konuyu, Anayasa Komisyonunu dağıtmayı göze alacak kadar önemsediğini iddia eden CHP başta olmak üzere bütün siyasi partilerimize çağrıda bulunuyorum. Gelin hemen bu hafta içinde darbe dönemlerinde çıkarılmış olsun, olmasın kanun ve genelgelerimizde yer alan bütün antidemokratik hükümleri ayıklamaya yönelik bir ortak komisyon kuralım. Hemen ve derhal bugün kuralım. Bunun lafını etmek yerine adımını atalım. Gerçekleştirilecek hızlı bir çalışma ile Mart ayı içerisinde idari ve hukuki sistemimizi antidemokratik unsurlardan arındırarak, coğrafyamızda yeni yılın başlangıcı olarak selamlanan bahara daha fazla demokratikleşmiş bir ülke olarak girelim.”

BİZE KİMSE BİR ŞEY DAYATAMAZ
CHP’nin komisyona, parlamenter sistem dışında başka bir siyasi sistem önerisinin gündeme getirilmemesi ön şartı dayattığını anlatan Davutoğlu, “Bu bağnaz tutuma bir bakar mısınız Allah aşkına. AK Parti’nin, başkanlık önerisini dayatma olarak niteleyen CHP, açıkça parlamenter sistem dayatmasında bulunuyor. Bu ancak kendi fikirlerinden emin olamayanların, toplumun ikna olmasından çekinenlerin sığınabileceği korkakça bir dayatma. Düşünceniz ne ise getirin ortaya koyun, mertçe, açık yüreklilikle bunu tartışalım” diye konuştu.

Başbakan Davutoğlu, şunları anlattı:
“Biz AK Parti olarak, ‘Parlamenter sistemi gündeme getiremezsiniz’ demedik, demiyoruz. Sayın Kılıçdaroğlu’na ben görüşmemizde söyledim. ‘Siz kendi sistem anlayışınızda bir anayasa teklifi getirin, biz de getirelim. Hiçbir ön şart koymayalım. Tam aksine isteyen başkanlık sistemini önerir, isteyen parlamenter sistemi önerir’ dedik.”

Başbakan Davutoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Komisyon üyeleri, bu yüce çatının altındaki milletvekilleri ve aziz vatandaşlarımız hangi sistemin insan hak ve özgürlüklerini garanti altına aldığını, hangi sistemin güçler ayrılığını daha fazla güvence altına aldığını, hangi sistemin denge-fren mekanizmalarını daha etkili bir şekilde tesis ettiğini, hangi sistemin temsilde adalet, yönetimde istikrar hedefine daha fazla hizmet ettiğini, hangi sistemin vesayet sistemine, paralel yapılara daha fazla duvar ördüğünü özgürce tartışsın ve bu kriterlere göre karar versin istiyoruz. Bugün de aynı noktada duruyoruz. Biz bir yola çıktık mı iyi hesap ederiz, detaylı düşünürüz. Ama yola çıktık mı irademizin hiçbir şekilde sarsılmasına izin vermeyiz. ‘Kervan yolda düzülür’ demedik biz hiç. Kervanı baştan planladık, yolu kervana göre, kervanı yola göre düşündük. Onlarsa bir ay önce dedikleri fikirden şimdi cayıyorlar. Bugün ileri sürdükleri fikirden ne zaman vazgeçeceklerini de zaman gösterir. Hiçbir ön şart dayatmadan, herkesin özgürce önerilerini tartışmaya açtığı bir müzakere ortamının sağlanmasından yanayız. Toplumun ihtiyaçlarına cevap veren, demokratik ve özgürlükçü bir anayasanın ancak bu şekilde yazılabileceğine inanıyoruz. Hiç kimsenin müzakere masasını ön şartlarla baskı altına almasına rıza göstermeyiz. Açık yüreklilikle tartışmaya hazırız, her fikri dinlemeye hazırız. Ama bize kimse bir şey dayatamaz. Dayatmaya da hiçbir zaman tahammül göstermeyiz.”

TEMENNİMİZ, CHP’NİN SAMİMİYETSİZ TUTUMUNDAN VAZGEÇMESİ
Davutoğlu, “Daha esasa bile geçilmemişken, henüz komisyonun çalışma usulleri konuşuluyorken, gerçekleştirdiği bu sabotojla CHP, toplumun umutla beklediği yeni bir anayasa yerine darbe ürünü mevcut anayasanın makyajlanmasıyla sınırlı bir anlayışa sahip olduğunu ortaya koydu” değerlendirmesinde bulundu.

Başbakan Davutoğlu, şöyle dedi:
“Türkiye’nin ihtiyacı mevcut anayasanın tashih edilmesi değil, toplumun ihtiyaç ve taleplerine cevap verecek yepyeni, milli iradeye dayalı bir anayasanın yazılmasıdır. Türkiye bu saatten sonra geride bıraktığımız 30 yıla yakın zaman diliminde neredeyse her maddesini revize ettiği mevcut anayasayı yeniden makyajlamaya dönük yüzeysel bir çabayla vakit harcayamaz.”

Ahmet Davutoğlu, “Bu çerçevede milletimizin komisyondan beklentisi özgürlük ve değişim taleplerine tercüman olacak, ruhu ve formuyla yepyeni bir anayasayı Türkiye’ye kazandırmasıdır. Anayasa yazımına iştirak edecek siyasi partilerimiz bu konuda da milletimiz nezdinde bir samimiyet testinden geçtiklerini unutmamalıdırlar” ifadesini kullandı.

Milletin kimin samimi bir şekilde Türkiye’yi demokratik bir anayasaya kavuşturmayı hedeflediğini, kimin “Türkiye demokratik bir anayasaya kavuşmasın” diye bin dereden su getirdiğini bütün açıklığıyla gördüğünü belirten Davutoğlu, şunları söyledi:

“Meclis Başkanımız, geçen hafta CHP’nin sabotajıyla akamete uğrayan Anayasa Komisyonunun, Meclis’te temsil edilen her 4 partinin katılımıyla çalışmalara yeniden başlaması için çağrıda bulundu. AK Parti olarak bu çağrıyı destekliyor, komisyonun, CHP tarafından üretilen krizi çözerek çalışmalarına devam etmesini arzu ediyoruz. Temennimiz CHP’nin bu samimiyetsiz tutumundan vazgeçerek, Anayasa Komisyonunun, Meclis’te temsil edilen 4 partinin ortak iradesiyle yeniden çalışmasına olumlu cevap vermesidir. Biz hala ve ısrarla bütün partilerin katılımıyla bir anayasa yazım sürecini ilk öncelik olarak tercih ediyoruz. Ama CHP komisyona katılmama inadını sürdürdüğü takdirde de biz diğer iki partinin iştirakiyle Anayasa Komisyonunun faaliyetlerine devam etmesi gerektiğini düşünüyoruz.”

AK Parti Grup Toplantısı’na, yöresine özgü başına taktığı beyaz örtüsüyle katılan Eskişehir Mihalgazi Belediye Başkanı Zeynep Akgün, milletvekillerinin ilgi odağı oldu.

Akgün, Başbakan Davutoğlu’nun konuşmasının ardından, Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı ve Eskişehir milletvekilleriyle beraber kürsüye çıktı.

Zeynep Akgün, Başbakan Davutoğlu’na, 1900’lü yılların başına ait bir Kur’an-ı Kerim ve işlemeli beyaz yemeni hediye etti.

Davutoğlu, Kur’an-ı Kerim’i öperek aldı ve hatıra fotoğrafı çektirdi.

 

Bir cevap yazın