Başbakan ‘Haksızlığa uğrayanlar varsa işlerine dönebilecek’

149

Başbakan Binali Yıldırım: ‘Türkiye bir hukuk devleti, hiç kimsenin yaptığı yanına kar kalmayacak. Bu tasfiye işinde haksızlığa uğramış olanlar olabilir. Dedik ki “İtirazlar gelsin, incelenecek. Gerekli cevaplar verilecek ve haksızlığa uğrayanlar varsa işlerine dönebilecekler.’

Başbakan Yıldırım’ın konuşmasından öne çıkan detaylar şöyle:

Son açıklanan uluslararası raporlara göre, dünya genelinde insani yardım açısından gayrisafi milli hasıla bakımından ayırdığı payda Türkiye, Amerika’dan sonra ikinci sırada yer alıyor.

2008’de başlayan küresel ekonomik krizin etkileri tam anlamıyla geçmiş değil. Küresel büyüme son 1-2 yıl içerisinde az da olsa artış eğilimine girmiş olmakla beraber, yeni yeni küresel sorunlar kapımızı çalıyor.

Böylesine derin bir kriz yaşadı ki dünya maalesef birçok ülkeler iflasın eşiğine geldi. Türkiye etrafında var olan iç savaş, kaos ve kargaşaya rağmen bir darbe olayı ile karşı karşıya kalmasına rağmen bütün bu güçlüklerin üstesinden gelmeyi başarmış ve krizden itibaren büyümesinde hiçbir gerileme olmadan sürdürülebilir büyümeyi yakalamıştır.

2017 ilk yarısında yüzde 5 üzerinde büyüme sağladı. Bu Çin ve Hindistan’dan sonra en büyük büyümedir. Avrupa Birliği ülkelerinin toplam ortalama büyümesinin iki katından fazladır.

Küresel kriz Türkiye’yi teğet geçti. İnsan ve toplum merkezli yaklaşımlarımız, vatandaşlarımızın ve çalışma hayatının tüm kesimleriyle ortak diyaloğumuz ciddi anlamda katkı sağlamıştır.

İş piyasalarını da olumsuz etkiledi. İstihdamı da olumsuz etkiledi. Bunun yanı sıra ekonomik hayatta da ciddi çalkantılar oluşturdu.

Türkiye hem coğrafi olarak hem de medeniyet ve kültür birikimi olarak Avrupa ile Asya arasında bir köprü görevi görmektedir. Bu öylesine bir görev ki medeniyetlerin çatışmasını önlediği gibi buluşmasına da fırsat sağlıyor. Doğu ile Batı arasındaki zaman zaman değişen ekonomik geçirgenliği de köprü vazifesiyle sağlamış oluyor.

70’li yılların başında havacılığın merkezi Amerikan kıtası idi, 80’li yıllarda Avrupa’nın batısı oldu, 90’lı yıllarda Avrupa’nın merkezi oldu ve şimdi havacılık bizim coğrafyamızda oldu. Ve bu nedenledir ki türkiye bugün dünyanın en büyük havalimanını yapıyor.

Böyle bir ülkedesiniz ki 3 saat uçuşla 56 ülkeye ulaşabiliyorsunuz. 30 trilyon dolarlık bir ekonomik yıllık varlığın döndüğü bir ülkede bu toplantıyı gerçekleştiriyorsunuz.

Bütün ülkelerin kaderi şöyle böyle birbirine bağlı. Sorunların çözümüne birlikte kafa yormak lazım. Belirli önyargılar ile kapıları kapamak, bir ülkeyi tasnif dışı yapmak bölgesel barışa da küresel kardeşliğe de hiçbir katkı sağlamaz. Bu vesile ile bir iki cümle geçen yıl Türkiye’nin yaşadığı o vahim darbe olayını ve sonrasındaki gelişmeleri kısaca anlatmak istiyorum.

15 Temmuz türkiye’de demokrasi ve özgürlüğe yapılmış en alçak saldırıdır. Asker içinde, bürokraside, ticarette geliştirdiği sakat ruhlar, sakat kafalarla aklını kiraya vermiş insanlar ile devletin tankını, uçağını, topunu, tüfeğini çaalrak milletin üzerine doğrultması suretiyle seçilmiş hükümeti ortadan kaldırmak ülkede bir darbe girişimi getirmek için başlattığı kalkışma, Türk milletinin asil duruşu ile birlikte başarısız hale gelmiştir.


‘Haksızlığa uğrayanlar varsa işlerine dönebilecekler’

Türkiye bir hukuk devleti, hiç kimsenin yaptığı yanına kar kalmayacak. Bu tasfiye işinde haksızlığa uğramış olanlar olabilir. Dedik ki “İtirazlar gelsin, incelenecek. Gerekli cevaplar verilecek ve haksızlığa uğrayanlar varsa işlerine dönebilecekler.

Gerek Irak’ta, Kudüs’te, Suriye’deki istikrarsızlığın birinci derecede faturasını biz ödüyoruz. Mülteci geçişlerini günlük 3 bin 500’lerdekini sıfıra indirdik. Hala sitem dolu sözler yapılması, terör örgütüne kucak açılması bizleri üzüyor.

Birleşmiş Milletler, AB gibi İLO’nun da bir kuruluş olarak görevleri var. İşbirliğini esas alan yaklaşımla geleceği inşa etme ihtiyacımız var. Bu toplantının ana temasını oluşturan bölgedeki istihdamın geleceği bir taraftan da küreselleşmeyi ifade ediyor. İnsanlar gelecekten kaygı duyuyor. Bazı meslekler ortadan kalkıyor, robotlarla iş yapma, alınteri yerini akıl terine bırakıyor. Bu değişimlere karşı hem ülkenin dinamik tedbirler alması lazım. İşyerini de devamını esas alarak değişimi dönüşümü gerçekleşmesi lazım.

Şimdi, işyeri işin devamı, işverenin ne kadar sorumluluğundaysa çalışanların çalışanları temsil eden sendikaların da o kadar sorumluluğunda. İşyeri devam edemezse bu sefer ne işçi kalır ne işçi haklarından bahsedebilirsiniz. Değişim kaçınılmaz bir gerçek olmakla beraber, her zaman da endişeyle karşılanır. değişime her zaman direnç olmuştur. Bugün de haklı olarak insanlarımız bu kaygıyı duymakta ve bizden rahatlatıcı etkin çözüm yollarını beklemektedir.

DAHA FAZLA İŞ ALANI BULMAMIZ LAZIM

Bölgemiz ve ülkelerimizin huzuru ve istikrarı için yapmamız gereken şey vatandaşımızın sesine kulak vermek ve birlikte çalışmak. tüm değişim unsurlarını esas alarak, iyi bir iş imaknı oluşturmak tüm hükümetlerin görevi olmalıdır.

Ortalama yaş oranı Türkiye’de 30. İş gücüne ve istihdama katılışta yüzde 45’lerden yüzde 55’lere yükseldi. Her yıl işgücüne katılım bulduğumuz iş sayısından fazla. Her yıl Türkiye 1 milyon vatandaşına iş buluyor. Yeni fabrikalar açılıyor ama istihdama katılım 1 milyon 300 bin. Daha fazla iş alanı oluşturmamız lazım.

Türkiye uzunca bir yıldan sonra istikrar dışında ekonomik büyümenin adil paylaşımını destekleyerek başarmıştır. Kalkınmanın en önemli unsuru, vatandaşlarınızın mutluluğu refahıdır. İnsanlarımızı mutlu etmek, yaşam kalitesini artırmak haline gelmesini hissettirmek istiyoruz. Sosyal adaleti gelir dağılımını iş güvenliği ve iş güvencesini ve örgütlenmeyi son derece önemsiyoruz. Sendikalaşmaktan korkmayalım. Olaylara bakış ortak olsun. Zıtlaşmakla değil, sendikacılık ideolojik ayrışma anlamına gelmemeli.

Demokrasinin olmazsa olmaz şartı, bugün tüm kesimlerin kendini özgürce ifade etmesine imkan tanınmasıdır. İktidarımızda attığımız adımlarla ekonomide olduğu gibi özgürlüklerde ciddi yollar katettik. Türkiye ekonomisi 3 kat büyüdü, küşü başı milli gelir 3 kat büyüdü. Yeni Orta Vadeli Programda Türkiye 2020’de orta gelir grubundan yüksek gelir grubu ülkeler arasına geçmiş olacak. Yatırım, istihdam ve üretime öncelik veren hesefler çerçevesinde yeniden gözden geçiriyoruz.

Türkiye’nin genç nüfusu uzun yıllar hem bizim ülkemiz hem de civarımızdaki ülkeler için önemli bir fırsat olacaktır. eğitimde fırsat eşitliği konusunda ciddi bir emsafe aldık. 2019 yılından itibaren Türkiye tekli eğitim sistemine geçme durumuna geldi.

Eğitim istihdam bağlantısı hükümetimizin önem verdiği konular başında geliyor. Meslek anlamında nitelikli insan yetiştirmeyi sağlayacak, mesleki eğitimin kalitesini de artıracak düzenlemeleri yaptık. OSB’lerde meslek lisesi açılması, çıraklar yetiştirilmesi gibi birçok tedbiri hayata geçirdik. Toplumun talepleri doğrultusunda sürekli yeniliyoruz. Genç işsizliğin önüne geçmek için yeni hedefimizin ulusal genç istihdam stratejisi.